Sepetim 0
Sepetinizde ürün bulunmuyor

Editörden

Bozkır, Kuş ve Balık

   “Özgürlük sandığınızın esaret, güç sandığınızın en zayıf yan, cesaret dediğinizin en büyük korkaklığınız olduğunu öğrenmeye dayanabilecekseniz, buyurun başlayalım…” diyor Bozkır, Kuş ve Balık romanının yazarı Yeşim Monus. Çünkü o, insanın ruhundaki siyah ile beyazı, iyi ile kötüyü, fedakârlık ile bencilliği, sevgi ile nefreti yani bütün zıt duyguları ve kavramları romanın kahramanları üzerinden bizlere hatırlatıyor. Bu hatırlatma ile okuyucuyu âdeta bir yüzleşmeye davet ediyor. Hikâye içinde hikâye barındıran o müthiş kurgusuyla, romanı bir solukta okunur kılıyor.

Okuyucuda tesir bırakan, roman kahramanlarının özelliklerinde insanın ruhuna dair izler bulduran ve belki de farkında olmadan zihin dünyasında kişiyi kendisiyle ya da çevresiyle konuşturan kitap, insan fıtratının ne kadar karmaşık olduğunu da ortaya koyuyor.

Bitmeyen Gece - Mitat Enç

Mitat Enç’in Bitmeyen Gece adlı eserini okurken şu soruları sorabilirsiniz kendinize: Dünya’ya gelmiş ama o dünyanın renklerini hiç görememiş bir insanın karanlığı mı, yoksa vakti zamanında renkleri tanıyıp da şimdi hepsini siyah görmenin ıstırabı mı? Hangisi daha fena gelir ruha? Hangisi daha çok göğsünü sıkıştırır insanın?

Hüzünleri karşılamaya muhtemelen hazır olarak çıktığınız okuma yolculuğunuzda, Mitat Enç, sizi hüznüne değil daha çok mücadelesine ortak ediyor. Sayfalar ilerledikçe, karanlıkta kendisine ve çevresine bir ışık yakmaya çalışan yazarın mücadelesini hayretle ve gururla okumaya başlıyorsunuz. Belki de okuduklarınız, daha ilk sayfadan itibaren bir mukayeseye götürecek sizi: Kaçımız onun kadar azimli? Bizim mi gözlerimiz siyah görüyor şu koca dünyayı, yoksa onunkiler mi?

Gözlerinde ışık olmayan bir adamın, kendine acımadan ve kendini acındırmaya tenezzül etmeden anlattığı hayat hikâyesi…

Katharina Mommsen'in

Sevgili ve pek saygıdeğer Sayın Özkan,

İstanbul’dan yollanan itinayla paketlenmiş ve güzel pullarla süslenmiş posta paketini demin açtım. Sizin tercüme ettiğiniz ve hakikaten harikulâde görünen Goethe ve Dünya Kültürleri kitabı bana tarif edilmez bir mutluluk verdi.
Sizi temin ederim ki şimdiye kadar görünüşü bu kadar muhteşem bir kitap elime almadım.
Siz ve yayınevindeki dostlarınız estetik bakımdan gerçekten fevkalâde güzel ve mükemmel bir şey düşünmüşsünüz.  Kitabın zümrüt yeşili keten bezi cildin kıymetini fevkalâde yükseltmiş.

Goethe: Zamanın Ruhunu Aşan Şair

Sayılı Goethe uzmanlarından biri olan Katharina Mommsen’in kitabı bize büyük sanatçının dünyayla kurduğu ilişkinin iç dünyasını ve dolayısıyla eserlerinin dilini ne derecede etkilediğini gösteriyor. Mommsen’in aktardıkları ışığında, yeni çıkan bir kitabın ilk ona götürüldüğünü, yurtdışından gelen sanatçıların ilk onunla görüşmek istediğini, hatta Çin’den gelen iki kişinin Goethe’nin referansıyla Fransa’ya öğrenim görmeye gittiğini biliyoruz. Döneminin sanatçıları bazen varlıklı kişiler, aileler tarafından desteklenerek bazen de kendi imkânını kullanarak yalnızca sanatlarına yoğunlaşmaya çalışırken, Goethe sadece kendi sanatı için değil, Alman kültürünün gelişimi için de servetini harcar. Peki, ama niçin?

Karanlığın ve Aydınlığın Dışında: Gölge

İnsan, ne kadar kötü olursa olsun, geçmişe ve bilhassa kendi geçmişine dönmek ister. Durmak ve nefes almak; olduğu yeri fark etmek için eski zamanların izinde dolaşır. Azerbaycan Türkçesinin güçlü kalemlerinden Elçin Efendiyev, günümüzü ve henüz bilmediğimiz geleceği inşa eden detayların peşinde, edebiyatın, zamanın sınırlarından ustalıkla nasıl geçebildiğini Gölge kitabında gösteriyor. 

Kendimizi diğer yaratılmışlardan ayırırken dile getirdiğimiz vasıflarla öne çıkma sevdasına düştüğümüzde, herkes tarafından onaylanacak ve herkesin gözünde olumlu anlamlara denk gelecek cümleler sarf ederiz: “İnsan düşünen/sosyal/bildiklerini öğretebilen vs. bir canlıdır” gibi. Oysa bizler, dışarıda ve içeride ürettiği seslerin haricinde, zaman adlı sele kapılır ve geçmişe sürükleniriz. Çünkü irademiz dışında zamanda ileri doğru gittikçe, geçmişe dönük düşüncelere yoğunlaşırız. Bu geçmişin iyi yahut kötü olmasından değil varılan her yeni durağın geçmişten miras kaldığını kavramamızdandır. Elçin’in yıllar sonra anlattıkları, Azerbaycan’ın Sovyet idaresi altında kalmış esir insanlarının makûs kaderleri üzerinden, insanın kendine yabancılaşmasıdır. Bu yüzden Gölge’de yüzümüze çarpan ürpertici soğukluk oldukça tanıdık.

Teşkilat-ı Mahsusa'nın Kafkasya Misyonu ve
Operasyonları

Bilhassa “İttihat ve Terakkî bünyesinde kararlar nasıl alınıyordu? Teşkilât-ı Mahsusa nasıl ve kimler tarafından kuruldu? Teşkilât-ı Mahsusa’ya nasıl giriliyordu? Teşkilât-ı Mahsusa’nın Sarıkamış Harekatı’ndaki rolü neydi? Teşkilât-ı Mahsusa kimler tarafından yönetiliyordu?” gibi merak edilen pek çok sorunun cevabını kitapta bulabileceksiniz.  

Selçuklular ve Selçuklu Tarihi Üzerine
Araştırmalar

Selçuklu tarihçiliğinin akla gelen ilk isimlerinden biri olan Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu meslekî hayatının on beş yılını Selçuklu tarihine ve kalan yirmi beş yılını da Selçuklulardan önceki ve sonraki Türk tarihini Selçuklular üzerinden birbirine bağlayarak, Türk tarihinin kesintisiz bir süreklilik arz ettiğini göstermeye hasretmiştir. Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu’nun “Selçuklular ve Selçuklu Tarihi Üzerine Araştırmalar” başlığıyla sunduğumuz bu çalışması iki ana bölümden oluşuyor: Birinci bölüm Selçuklular tarihini kuruluşundan yıkılışına kadar siyasî, iktisadî, içtimaî ve fikrî veçheleriyle ele alırken; ikinci bölüm ise, “Nizâmü’l-mülk ve Siyâsetnâmesi”nden “Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun Dünya Tarihindeki Rolü”ne kadar merak uyandıran birbirinden farklı Selçuklu araştırmalarını ihtiva ediyor.

Kitabınız sepetinize eklendi
Kapat