Korku DerlemUğursuz Rivayetler 10 Kitap
Türk edebiyatında bugüne dek gölgede kalmış bir damar, artık gün yüzüne çıkıyor. On yazar, Türk kültürünün karanlık köşelerinden yükselen korkuları kaleme alarak folklorumuzun unutulmuş varlıklarını yeniden hayata çağırıyor. Cinler, alkarıları, gulyabaniler, karakoncoloslar, hortlaklar ve daha niceleri… Bu toprakların hafızasında yankılanan söylenceler, şimdi modern edebiyatın imkânlarıyla birleşiyor.
Çünkü hâlâ anlatılacak sayısız hikâye, söylenecek sayısız tekinsiz söz var.
Korku Derlem - Uğursuz Rivayetler
Albastı Gecesi - Hasan Erimez
Albastı yeni doğurmuş kadınların ve bebeklerin ciğerini söküp canını alan kötü bir ruhtur. Uzun yıllar kimseye musallat olmayan Albastı bir gün bütün korkunçluğuyla ortaya çıkar. Hedefinde bu kez Kara Han’ın eşi Aykan Hatun ve onun karnında taşıdığı çocuğu vardır. Albastı ilk defa doğmamış bir çocuğu öldürme peşindedir. Çünkü o çocuk “Tanrı kutu” taşımaktadır. Kimdir bu çocuk? Ve Albastı bakır tırnaklarıyla onu anasının karnından söküp öldürebilecek midir?
Albastı’nın uğursuz gecesi bozkıra çöküyor, korku ve dehşetle dolu bir yolculuk başlıyor.
Bir Garip Ölmüş Diyeler - Ömer Faruk Yazıcı
Topal Garip’in ölümüyle köyün üzerine uğursuz bir sessizlik çöker. Ardından kuyular kurur, bahçeler solar, geceleri kapılar çalınır; “Su!” diye inleyen bir ihtiyarın gölgesi taş sokaklarda dolaşır. Çocukların oyunları yarım kalır, kadınlar sabah duasında yüzlerini başka yana çevirir, köpekler bile gece boyu uluyarak köyün yüreğine korku salar.
İmamın duası da muskacının karanlık ilmi de bu uğursuzluğu dindiremez; çünkü mesele yalnızca susuzluk değil, toprağın bağrında huzur bulamayan bir ruhun sırrıdır. Herkes aynı korkuyla yaşar, aynı fısıltıyı tekrar eder: Bir sonraki gece kimin kapısı çalınacak?
Cinlerin Gelini - Raşit Ulaş
Kadıncık köyü, unutulmuş bir lanetin gölgesinde yaşamaktadır. Ayşe, köyün sessiz ve içe kapanık kızı, korkunç bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır: Onun geçmişinde, atalarından miras kalan bir cinin laneti vardır. Mustafa ise bu sırrın peşine düşerken kendi kaderini keşfedecektir. Kadim bir varlık, Menendi, yarım kalan eski işini bitirip Ayşe’yi ele geçirmek için geri dönmüştür. İki genç, bir kam ananın rehberliğinde, karanlık bir âlemde son bir savaş vereceklerdir. Cinlerin Gelini, unutulmuş mitlerle örülü, sarsıcı ve büyüleyici bir Anadolu gotiği.
Daüsseher - Emrah Ece
Daüsseher, folklordan beslenen, göndermelerle dolu metinler arası bir anlatı. Niğbolu Savaşı öncesi, Osmanlı serhaddinde geçen karanlık bir vampir hikâyesi.
Akıncı Murad ile Kalenderî dervişi Yâkub’un yolları, ölümün kıyısında kesişir. Hajduk Radoslav’ın Balkan köylerine saldığı korku, ölümünden sonra geceleri kol gezen bir vampirin saçtığı dehşete dönüşmüştür. Tarihî kurgu, folklor ve korku edebiyatını ustalıkla bir araya getiren eser; okuru ölümün ürpertisine sürüklüyor.
“Ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgide kalmanın nasıl bir şey olduğunu kim bilebilir ki? Ancak, eğer bize bir şey anlatabilselerdi, çizgiye varıp bir daha dönmemek üzere geçmiş olanlar müstesna.”
Derman - Galip Dursun
Nemçe gazasından firar eden askerler, Alacadağ’ın gölgesinde sığınak ararken virane bir tekkenin altındaki cehenneme hapsolurlar.
Yoldaşlık ve ihanetin, tasavvuf ve vahşetin birbirine düğümlendiği bu hikâye, okuyucuyu hem Osmanlı’nın hem de insan ruhunun en karanlık kuyularına sürüklüyor.
Kaçaklar, cellatlar ve canavarlar...
İtikat ile efsunun birbirine karıştığı bu uğursuz topraklarda kim kurtuluşu arar, kim kendini karanlığa teslim eder?
Kafter - Mustafa B. Bozkurt
“Oda yanmaz suya batmaz nice câzudur bu”
[Necati Bey Divanı, G 443/2]
Kafter, jurnalcilerin kol gezdiği, eski ile yeninin gerçek ile hayalin mücadele ettiği İstanbul panoramasında cereyan eden bir sergüzeşt…
Bu dehşetli macerada ispritizma, okült bilimler, sihir, büyü ve havas, sıradan insanın bastırılmış arzularıyla, tükenmez hırslarıyla ve ölüm gerçeği ile karışıyor.
Tarihî hakikati hayalin ince tülünden geçirerek, hayal ile hakikatin sınırlarını belirsizleştiren Kafter, okuyucuyu tekinsiz bir maceraya davet ediyor.
Mesarum - Alp Paksoy
Ecinnilerin, gölgelerin ve çığlıkların hüküm sürdüğü; Allah’ın âdem olan kullarının dışarı adım atmaya cesaret edemediği Aygösten Mahallesi’nin uzun yıllar boyunca dinmeyen ve eski sakinlerine dahi sirayet eden uğursuz hikâyesi…
İniler Camisi’nin dibinde, göğsündeki yaraya sarılmış yatan maktul de mi bu lanetten payını almıştı, yoksa adi bir cinayete mi kurban gitmişti?..
Emniyet Danışmanı Kemal Güneş ve Başkomiser İlyas, bu cinayeti bir an önce çözmek ve köylülerin korkularını dindirmek zorundaydı. Tüm iç içe geçmiş insan ilişkilerine ve göz çukurlarında alev taşıyan mahluklara rağmen…
Oyun - Demokan Atasoy
Şehirde başlayan musallat, baba ve kızını köyün tekinsiz gölgelerine sürükler. Hıdırellez gecesi, baharın neşesi yerine kadim korkularla aramızdaki perdeyi aralar. Masallar kâbusa dönüşürken köylü, ölüm ve musallatın ortasında karanlık bir oyuna çekilir. Gölgeler fısıldayarak bedel isterken, Demokan Atasoy’un kalemi Anadolu’nun unutulmuş inançlarını gün yüzüne çıkarıp okurun uykusuna musallat olacak bir anlatıya dönüştürüyor.
Uyurgezer - Işın Beril Tetik
Sairfilmenamın rahminde, basübadelmevt can bulur.
Sen olur, ben olur, biz olur...
Geçmişin hayaletlerinden kaçarak köklerinden uzakta yaşayan Afitap, beklenmedik bir anda sahip olduğu her şeyi kaybedince, yaralarını sarıp yeniden başlayabilmek için nefret ettiği baba ocağına, ezeli düşmanı ikizinin yanına dönmek zorunda kalır. Ne var ki kışın dondurucu soğuğunda bir umut yola koyulan genç kadının bilmediği bir şey vardır. Bindiği tren onu yalnızca doğduğu topraklara değil, aynı zamanda pusuda avını kollayan dehşetli bir kâbusun tuzağına doğru götürmektedir. Zira zemherinin unutulmuş hurafesi uzun zamandır genç kadının dönüşünü beklemektedir.
Vırkalak - Mehmet Berk Yaltırık
Rumeli'nde komitacıların cirit attığı vakitlerde, Doyran Kaymakamı Nuri Bey onlarca hengamenin arasında tuhaf bir dava soruşturmasının peşine düşer. Savcılı ve Köşklü köylerinde bazı mezarlar açılıp cesetler ateşe verilmiştir. Ahalinin garip batıl inançları karşısında hayrete gark olan Nuri Bey, jandarmalarla Köşklü köyünün yolunu tuttuğunda karşılaşacağı dehşetten habersizdir.
- Açıklama
Türk edebiyatında bugüne dek gölgede kalmış bir damar, artık gün yüzüne çıkıyor. On yazar, Türk kültürünün karanlık köşelerinden yükselen korkuları kaleme alarak folklorumuzun unutulmuş varlıklarını yeniden hayata çağırıyor. Cinler, alkarıları, gulyabaniler, karakoncoloslar, hortlaklar ve daha niceleri… Bu toprakların hafızasında yankılanan söylenceler, şimdi modern edebiyatın imkânlarıyla birleşiyor.
Çünkü hâlâ anlatılacak sayısız hikâye, söylenecek sayısız tekinsiz söz var.
Korku Derlem - Uğursuz Rivayetler
Albastı Gecesi - Hasan Erimez
Albastı yeni doğurmuş kadınların ve bebeklerin ciğerini söküp canını alan kötü bir ruhtur. Uzun yıllar kimseye musallat olmayan Albastı bir gün bütün korkunçluğuyla ortaya çıkar. Hedefinde bu kez Kara Han’ın eşi Aykan Hatun ve onun karnında taşıdığı çocuğu vardır. Albastı ilk defa doğmamış bir çocuğu öldürme peşindedir. Çünkü o çocuk “Tanrı kutu” taşımaktadır. Kimdir bu çocuk? Ve Albastı bakır tırnaklarıyla onu anasının karnından söküp öldürebilecek midir?
Albastı’nın uğursuz gecesi bozkıra çöküyor, korku ve dehşetle dolu bir yolculuk başlıyor.
Bir Garip Ölmüş Diyeler - Ömer Faruk Yazıcı
Topal Garip’in ölümüyle köyün üzerine uğursuz bir sessizlik çöker. Ardından kuyular kurur, bahçeler solar, geceleri kapılar çalınır; “Su!” diye inleyen bir ihtiyarın gölgesi taş sokaklarda dolaşır. Çocukların oyunları yarım kalır, kadınlar sabah duasında yüzlerini başka yana çevirir, köpekler bile gece boyu uluyarak köyün yüreğine korku salar.İmamın duası da muskacının karanlık ilmi de bu uğursuzluğu dindiremez; çünkü mesele yalnızca susuzluk değil, toprağın bağrında huzur bulamayan bir ruhun sırrıdır. Herkes aynı korkuyla yaşar, aynı fısıltıyı tekrar eder: Bir sonraki gece kimin kapısı çalınacak?
Cinlerin Gelini - Raşit Ulaş
Kadıncık köyü, unutulmuş bir lanetin gölgesinde yaşamaktadır. Ayşe, köyün sessiz ve içe kapanık kızı, korkunç bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır: Onun geçmişinde, atalarından miras kalan bir cinin laneti vardır. Mustafa ise bu sırrın peşine düşerken kendi kaderini keşfedecektir. Kadim bir varlık, Menendi, yarım kalan eski işini bitirip Ayşe’yi ele geçirmek için geri dönmüştür. İki genç, bir kam ananın rehberliğinde, karanlık bir âlemde son bir savaş vereceklerdir. Cinlerin Gelini, unutulmuş mitlerle örülü, sarsıcı ve büyüleyici bir Anadolu gotiği.
Daüsseher - Emrah Ece
Daüsseher, folklordan beslenen, göndermelerle dolu metinler arası bir anlatı. Niğbolu Savaşı öncesi, Osmanlı serhaddinde geçen karanlık bir vampir hikâyesi.
Akıncı Murad ile Kalenderî dervişi Yâkub’un yolları, ölümün kıyısında kesişir. Hajduk Radoslav’ın Balkan köylerine saldığı korku, ölümünden sonra geceleri kol gezen bir vampirin saçtığı dehşete dönüşmüştür. Tarihî kurgu, folklor ve korku edebiyatını ustalıkla bir araya getiren eser; okuru ölümün ürpertisine sürüklüyor.
“Ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgide kalmanın nasıl bir şey olduğunu kim bilebilir ki? Ancak, eğer bize bir şey anlatabilselerdi, çizgiye varıp bir daha dönmemek üzere geçmiş olanlar müstesna.”
Derman - Galip Dursun
Nemçe gazasından firar eden askerler, Alacadağ’ın gölgesinde sığınak ararken virane bir tekkenin altındaki cehenneme hapsolurlar.
Yoldaşlık ve ihanetin, tasavvuf ve vahşetin birbirine düğümlendiği bu hikâye, okuyucuyu hem Osmanlı’nın hem de insan ruhunun en karanlık kuyularına sürüklüyor.
Kaçaklar, cellatlar ve canavarlar...
İtikat ile efsunun birbirine karıştığı bu uğursuz topraklarda kim kurtuluşu arar, kim kendini karanlığa teslim eder?
Kafter - Mustafa B. Bozkurt
“Oda yanmaz suya batmaz nice câzudur bu”
[Necati Bey Divanı, G 443/2]
Kafter, jurnalcilerin kol gezdiği, eski ile yeninin gerçek ile hayalin mücadele ettiği İstanbul panoramasında cereyan eden bir sergüzeşt…
Bu dehşetli macerada ispritizma, okült bilimler, sihir, büyü ve havas, sıradan insanın bastırılmış arzularıyla, tükenmez hırslarıyla ve ölüm gerçeği ile karışıyor.
Tarihî hakikati hayalin ince tülünden geçirerek, hayal ile hakikatin sınırlarını belirsizleştiren Kafter, okuyucuyu tekinsiz bir maceraya davet ediyor.
Mesarum - Alp Paksoy
Ecinnilerin, gölgelerin ve çığlıkların hüküm sürdüğü; Allah’ın âdem olan kullarının dışarı adım atmaya cesaret edemediği Aygösten Mahallesi’nin uzun yıllar boyunca dinmeyen ve eski sakinlerine dahi sirayet eden uğursuz hikâyesi…
İniler Camisi’nin dibinde, göğsündeki yaraya sarılmış yatan maktul de mi bu lanetten payını almıştı, yoksa adi bir cinayete mi kurban gitmişti?..
Emniyet Danışmanı Kemal Güneş ve Başkomiser İlyas, bu cinayeti bir an önce çözmek ve köylülerin korkularını dindirmek zorundaydı. Tüm iç içe geçmiş insan ilişkilerine ve göz çukurlarında alev taşıyan mahluklara rağmen…
Oyun - Demokan Atasoy
Şehirde başlayan musallat, baba ve kızını köyün tekinsiz gölgelerine sürükler. Hıdırellez gecesi, baharın neşesi yerine kadim korkularla aramızdaki perdeyi aralar. Masallar kâbusa dönüşürken köylü, ölüm ve musallatın ortasında karanlık bir oyuna çekilir. Gölgeler fısıldayarak bedel isterken, Demokan Atasoy’un kalemi Anadolu’nun unutulmuş inançlarını gün yüzüne çıkarıp okurun uykusuna musallat olacak bir anlatıya dönüştürüyor.
Uyurgezer - Işın Beril Tetik
Sairfilmenamın rahminde, basübadelmevt can bulur.
Sen olur, ben olur, biz olur...
Geçmişin hayaletlerinden kaçarak köklerinden uzakta yaşayan Afitap, beklenmedik bir anda sahip olduğu her şeyi kaybedince, yaralarını sarıp yeniden başlayabilmek için nefret ettiği baba ocağına, ezeli düşmanı ikizinin yanına dönmek zorunda kalır. Ne var ki kışın dondurucu soğuğunda bir umut yola koyulan genç kadının bilmediği bir şey vardır. Bindiği tren onu yalnızca doğduğu topraklara değil, aynı zamanda pusuda avını kollayan dehşetli bir kâbusun tuzağına doğru götürmektedir. Zira zemherinin unutulmuş hurafesi uzun zamandır genç kadının dönüşünü beklemektedir.
Vırkalak - Mehmet Berk Yaltırık
Rumeli'nde komitacıların cirit attığı vakitlerde, Doyran Kaymakamı Nuri Bey onlarca hengamenin arasında tuhaf bir dava soruşturmasının peşine düşer. Savcılı ve Köşklü köylerinde bazı mezarlar açılıp cesetler ateşe verilmiştir. Ahalinin garip batıl inançları karşısında hayrete gark olan Nuri Bey, jandarmalarla Köşklü köyünün yolunu tuttuğunda karşılaşacağı dehşetten habersizdir.
Stok Kodu:9786254089947Boyut:10,5 cm x 15,5 cmSayfa Sayısı:864Basım Yeri:İstanbulBaskı:1Basım Tarihi:Mayıs 2026Kapak Türü:Karton KapakKağıt Türü:55 Gr. HolmenDili:Türkçe
- Yazarın Diğer Kitapları
- Yorumlar
- Yorum yazİlk değerlendirmeyi sen yaz.
- Bu kitabı alanlar bunları aldı
-
-
-
%20
-
-
-
-
- İlgili Kitaplar
