Sepetim 0
Sepetinizde ürün bulunmuyor

O Gemideyiz 1919 - 2019

 

Milli Mücadele'nin 100. Yılında Türklüğün İzzet ve İstikbaline Yol Alan "O Gemi"deyiz!

 

19 Mayıs, Türk tarihi için belli başlı dönüm noktalarından biri, Türk milletinin küllerinden yeniden doğmaya başladığı tarihtir. Bu tarihin niçin bu ölçüde mühim bir dönüm noktası olduğunun manâsı da, o günkü şartlar göz önüne alınarak daha iyi anlaşılabilir.

 1.Dünya Harbi 1918 yılında sona ermiş, 619 yıllık Osmanlı İmparatorluğu da mağlûplar safında yer almıştı. Savaşın Osmanlı İmparatorluğu’na maliyeti çok ağır olmuştu. 1 milyona yakın şehit verilmiş, daha fazla insan yaralanmış, bunların birçoğu da sakat kalmıştı. Sanayi yok gibiydi. Ziraatte üretim son derece iptidai usûllerle yapılıyordu ve verim düşüktü. O derecede ki, 11-12 milyonluk bir nüfusu besleyemiyordu. İşte bu şartlardaki memlekette, yine de her şeyin bitmediğine, daha yapılacak bir şeylerin olduğuna inan bir kadro vardı. Bu kadronun başında, bir askerlik ve siyaset dehası olan Mustafa Kemal Paşa bulunuyordu.

Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, üzerlerine aldıkları misyonun ağırlığının farkındaydılar. Müslümanlığın ve Türklüğün son kalesi düşmek üzereydi, onu düşürmemeliydiler. Evet… Para yoktu, silâh yoktu, genç nüfus Dünya Harbi’nde büyük ölçüde tükenmişti. Ama inanç vardı. Bu, Mustafa Kemal Paşa’nın, 1918 yılında Marmara Denizi’nde demir atmış işgâl kuvvetleri donanmasına bakıp da, “Geldikleri gibi giderler” sözünde ifadesini bulan bir inançtı. İşte 19 Mayıs, Mustafa Kemal Paşa’nın bu inancının fiile çıkmasıydı. İnanç, deha ve fedakârlık bir araya gelince de nelere kaadir olunabileceği dost ve düşman herkese gösterildi.

 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan bu millî şahlanış, 9 Eylül 1922’de düşman kuvvetlerinin İzmir’de denize dökülmesiyle noktalandı. Bu kutlu mücadelede emeği geçen, canını ortaya koyan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, onun silâh arkadaşlarını, şehit ve gazi olan yüz binlerce Mehmetçiği ve yine bu mücadeleye sırtında gülle taşıyarak, ekmeğini askerle paylaşarak ve yaralılara gönüllü hasta bakıcılık yaparak destek olan kadınıyla, çocuğuyla bütün bir milleti hayırla, hürmetle ve minnetle yâd ediyoruz.

 19 Mayıs 1919’un 100. yıldönümünü idrak ettiğimiz bugünde, ileriye daha umutlu bakmak ve geleceği daha aydınlık görmek hissiyle birlikte, Atatürk’ün kurduğu ve gençlere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet yaşaması, gene Atatürk’ün ifadesiyle payidar olması en büyük temennimizdir.

 Bu temennimizin gerçekleşmesi için gereken manevî saiki Atatürk, “Ne mutlu Türk’üm diyene” vecizesi ile ifade etmişti. İşte onun bu veciz sözü, bizim de en büyük şiarımızdır.  

Ayşegül Büşra Çalık

 

 

Kitabınız sepetinize eklendi
Kapat