Sepetim 0
Sepetinizde ürün bulunmuyor

Karanlığın ve Aydınlığın Dışında: Gölge

İnsan, ne kadar kötü olursa olsun, geçmişe ve bilhassa kendi geçmişine dönmek ister. Durmak ve nefes almak; olduğu yeri fark etmek için eski zamanların izinde dolaşır. Azerbaycan Türkçesinin güçlü kalemlerinden Elçin Efendiyev, günümüzü ve henüz bilmediğimiz geleceği inşa eden detayların peşinde, edebiyatın, zamanın sınırlarından ustalıkla nasıl geçebildiğini Gölge kitabında gösteriyor. 

Kendimizi diğer yaratılmışlardan ayırırken dile getirdiğimiz vasıflarla öne çıkma sevdasına düştüğümüzde, herkes tarafından onaylanacak ve herkesin gözünde olumlu anlamlara denk gelecek cümleler sarf ederiz: “İnsan düşünen/sosyal/bildiklerini öğretebilen vs. bir canlıdır” gibi. Oysa bizler, dışarıda ve içeride ürettiği seslerin haricinde, zaman adlı sele kapılır ve geçmişe sürükleniriz. Çünkü irademiz dışında zamanda ileri doğru gittikçe, geçmişe dönük düşüncelere yoğunlaşırız. Bu geçmişin iyi yahut kötü olmasından değil varılan her yeni durağın geçmişten miras kaldığını kavramamızdandır. Elçin’in yıllar sonra anlattıkları, Azerbaycan’ın Sovyet idaresi altında kalmış esir insanlarının makûs kaderleri üzerinden, insanın kendine yabancılaşmasıdır. Bu yüzden Gölge’de yüzümüze çarpan ürpertici soğukluk oldukça tanıdık.

Gölge’de sunulan; insanı hapseden, onu deney sahası olarak kullanan, ona şekil veren tanımlarda yer almayan ama hepimizin içinde var olan kalıpsız, sınırsız ve aciz ve mucizelere inanan insanın bizzat kendisidir yani en çok ihtiyaç duyduğumuz.

Eski düşünürler insanı, karanlık ve aydınlık varlık türleri arasında yer alan gölge olarak ele alırdı. Elçin Efendiyev bizlere, tarih kadar eski olan karanlıkta bırakılma hikâyesinin modern zamanlarda da devam ettiğini hatırlatıyor.



Kitabınız sepetinize eklendi
Kapat