Sepetim 0
Sepetinizde ürün bulunmuyor

Hangi İttihatçılık?

Türk düşüncesinin seçkin fikir adamlarından Cemil Meriç bir yazısında,“izm’ler idraklerimize giydirilmiş deli gömlekleridir” demişti. Tanzimat yıllarından itibaren hayatın her alanında büyük değişim ve dönüşüm geçiren Türk aydını, her kavrama bir “izm” takarak problemlere ad bulmaya çalıştı. Ne var ki, Batı’dan devşirilen izm’ler Türk düşünürünün fikir yelpazesini kısırlaştırmaktan başka bir işe yaramamıştır.

İki yüz yıllık yakın siyasî hayatımızda cereyan eden olaylar ve bu olaylara doğrudan veya dolaylı bir şekilde yön veren kişiler hakkındaki sis perdesi ideolojik körleşmeden ötürü ne yazık ki kaldırılamadı. Öyle ki şişirilmiş yalanlar o kadar çok tekrarlandı ki, gerçekleri anlatmaya çalışanlara kimse inanmak istemedi veya ciddiye almadı.

İşte İsmail Küçükkılınç’ın Jön Türklük ve Kemalizm Kıskacında İttihadçılık adlı eseri, aşağı yukarı 100 yıldır siyasî gündemimizi meşgul eden İttihatçılar üzerindeki ideolojik örtüyü kaldırmaya çalışıyor. İttihadçıların aslında şimdiye kadar anlatılanlarla bir ilgisinin olmadığını uzun uzadıya anlatan Küçükkılınç, herkesin görmek istediği bir İttihatçı profilinin olduğunu söyleyerek bunun yanlış olduğunu titiz bir araştırmayla ortaya koyuyor.  

Yazar, İttihadçıların son derece vatansever kimselerden oluşan siyasî bir grup olduklarını belirttiği kitabında dikkat çekici tespitlerde bulunuyor. Küçükkılınç’a göre, Türkiye’deki bazı fikir akımlarının öncüleri İttihadçıları birbirinden zıt ölçülerde görmektedir: Muhafazakârlar, Sultan Abdülhamid’in tahtan indirilmesinde rol oynayan İttihadçıları İslam düşmanı-siyonist olarak gördüklerini; Kemalistlerin, Atatürk’ün düşmanı olduklarını, hatta onu iktidardan düşürmek isteyen muhalifler olarak telakki ettiklerini, Batıcı aydınların ise Ermeni Tehcirini ve sözde soykırımın müsebbipleri olduklarını düşündüklerini belirtiyor.

“Din düşmanı, Siyonist uşağı, Mason, darbeci ve komitacı, imparatorluğu batırmak için Abdülhamid’i tahttan indiren, Almanya’nın yanında devleti I. Dünya Savaşı’na sokarak milyonlarca vatan evladının hayatını kaybetmesine, büyük toprak kayıplarına yol açan, üstelik Anadolu’nun işgaline sebebiyet veren” diye anlatılan İttihadçılar gerçekten böyle miydiler? Yoksa yalanın gerçeğe dönüşmesi mi söz konusuydu bu insanlar için anlatılanlar?

İsmail Küçükkılınç, bu soruların cevaplarını aradığı Jön Türklük ve Kemalizm Kıskacında İttihadçılık adlı eserinde şöyle diyor:

“İTC ve İttihadçı algısı sadece tarihi, Rumeli’yi ve muhacirleri değil, pek çok şeyi anlamamıza mani oldu. İTC ve İttihadçı alerjisi yüzünden tarihin en netameli ama bugüne birebir mesajlar veren bir bölümüne alakasız kaldık. Muazzam, devasa bir tecrübeyi ıskaladık. İTC’nin toplumun her kesimini bünyesinde barındıran bir koalisyon olduğunu, bu koalisyonda farklı, zıt unsurların bir arada bulunduğunu, İttihadçılığın tasfiyesinin bir anlamda bir koalisyon kültürünün de tasfiyesi olduğunu pek dikkate alamadık. Meşrutiyet’in ilanının bir anayasa, hak, hukuk, hürriyet meselesi değil, “Makedonya’nın kurtuluşu” bağlamında millet ve memleketin bekası meselesi olduğunu kabullenemedik”.

“İttihad” kelimesinin henüz siyasî tarihimizde yeterince anlaşılamadığını ve bu yüzden kavram kargaşasının zihinlerimizi allak bullak ettiğini dile getiren yazar, Jöntürklük ve Kemalizm arasında asla bir bağ olmadığını vurguluyor.

“İttihadçılık-Kemalizm münasebeti hakkında sağlıklı bir tespit ve izahta bulunabilmek için doğru bir İttihadçılık tarifine ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Küçükkılınç, “oysa” diyor, “İttihadçılık-Kemalizm ilişkisi daha ziyade ya Kemalist çizgide karar kılmış İttihadçılar ya da İzmir Suikastı vesilesiyle tasfiye edilen İtti-hadçılar bağlamında ele alınmaktadır. Bu bakış açılarına göre de Kemalizmin İttihadçılığın devamı veya ondan farklı bir zihniyet/yapı olduğu söylenmektedir. Bunun dışında İttihadçılık ve Kemalizmde müşterek olan noktalardan ya da Millî Mücadele’nin organizasyonu ve kadro yapısından yola çıkılarak da çeşitli değerlendirmeler yapılmaktadır. Son yıllarda bilhassa Millî Mücadele’de baskın olan İttihadçı kadro temel alınarak bu ilişkinin mahiyeti izaha çalışılmakta, her iki yapı arasında bir süreklilik olduğu vurgulanmaktadır. Bu ilişki henüz sağlıklı ve net bir şekilde ortaya konulamamıştır ve bunun en mühim amili de İttihadçılığın vasıf ve mahiyetinin yeteri kadar açığa kavuşturulmamış olmasıdır”.

Dört ana sorudan oluşan Jön Türklük ve Kemalizm Kıskacında İttihadçılık, hiç kuşkusuz İttihad ve Terakki Cemiyeti/Fırkası, İttihadçılar hakkında şimdiye kadar yazılmış hatıra veya inceleme kitaplarındaki ayrıntıları analizden geçirdikten sonra ortaya koyuyor. Küçükkılınç, her ne kadar alıntılara ziyadesiyle yer vermiş olmakla birlikte başvurduğu kaynaklar İttihadçılar üzerindeki kalın sis tabakasını kaldırmaya, önümüzde bir demet ışık olmaya çalışıyor.

Millî Mücadele’ye başlayan ve kazanan siyasî grup aslında İttihadçılardı. Yalnız İttihadçıların A grubu içeride B grubu ise dışarıda mücadele ediyordu. Anadolu’daki zaferi kazanan grup, iktidar koltuğuna oturunca, B grubunu tasfiye ederek sahnenin dışına atmak istedi. 1926 yılında yaşananlar ve sonrasındaki İttihadçı düşmanlığı bu hesaplaşmanın propagandasıydı. Ne var ki, çok az kişi bu gerçeği yazabildi veya dile getirdi.

Jön Türklük ve Kemalizm Kıskacında İttihadçılık isimli çalışma, hiç kuşkusuz bir büyük yanlış ve hatayı düzeltmeye çalışan kaynak eserdir.



Kitabınız sepetinize eklendi
Kapat