Sepetim 0
Sepetinizde ürün bulunmuyor

Goethe: Zamanın Ruhunu Aşan Şair

Sosyal, siyasî, iktisadî gelişmeler neticesinde cereyan eden ve küreselleşme olarak tabir edilen birçok kültürün tek bir potada erimesi; bazı düşünürlere göre de tek bir medeniyetin egemenliği olarak görülen içinde yaşadığımız ‘küresel dünya kültürü’ klasik dönemin en büyük edebi şahsiyetlerinden biri olan Goethe’nin çağında hayal dahi edilmezdi. Günümüzde, bazı ekoller tarafından çok kültürlülük denilerek meşrulaştırılan bazı ekoller tarafından ise akültürasyon (bir kültürün başka bir kültürün tesiri altında kalarak ona benzemesi) denilerek yerilen bu durumun kültür dünyası için olumlu olup olmadığı da oldukça tartışmalıdır. Bunun yanında, tarihte az sayıda millete nasip olmuş abidevî kişilikler, mensubu olduğu toplumun dilinin sınırlarını genişletmeyi ve onu bir dünya dili kılmayı zamanın ruhunu aşarak başarabilmiştir. Yunus Emre, Goethe, Konfüçyüs bu konuda akla ilk gelen mucizelerdendir.

Goethe dünya dili dediğimiz bir dile ulaşırken, her ne kadar maliye bakanlığı görevinde bulunmuş olsa da, aslında ülkesinin bir nevi kültür bakanı gibiydi. Sayılı Goethe uzmanlarından biri olan Katharina Mommsen’in kitabı bize büyük sanatçının dünyayla kurduğu ilişkinin iç dünyasını ve dolayısıyla eserlerinin dilini ne derecede etkilediğini gösteriyor. Mommsen’in aktardıkları ışığında, yeni çıkan bir kitabın ilk ona götürüldüğünü, yurtdışından gelen sanatçıların ilk onunla görüşmek istediğini, hatta Çin’den gelen iki kişinin Goethe’nin referansıyla Fransa’ya öğrenim görmeye gittiğini biliyoruz. Döneminin sanatçıları bazen varlıklı kişiler, aileler tarafından desteklenerek bazen de kendi imkânını kullanarak yalnızca sanatlarına yoğunlaşmaya çalışırken, Goethe sadece kendi sanatı için değil, Alman kültürünün gelişimi için de servetini harcar. Peki, ama niçin? Goethe alışılmış sanatçı imajının uzağında; kendi arzuları, ihtirasları peşinde hareket eden ve eserlerini toplumdan ve dünyadan soyutlayarak şekillendiren biri olmanın ötesinde, en iyi eseri ortaya koyabilmeyi hedeflemektedir. En iyiyi hedefleyen bir sanatçının kendi kültürünü bir adım ileriye taşımayı hedeflemesi kaçınılmazdır. Hafız’ın dîvânını okuduktan sonra kendisinin en iyi olmadığını zor da olsa kabullenmek durumunda kalır ve daha iyi bir dîvân yazmaya çalışır. Almancaya çevrilen ve Türk İncili olarak tanıtılan ilk Almanca Kur’an-ı Kerim mealinin yanlış aktarıldığını da yine Goethe dile getirir. Goethe ve Dünya Kültürleri kitabı hem içeriği hem de derinliğiyle, Goethe’nin en iyiyi hedeflerken olgu durumundaki dünya gerçeklerinin ve onun işaret ettiği hakikatin ne olduğunun bilincinde olduğunu gösteriyor.

 

Bugün takip edilmesi gittikçe zorlaşan teknolojiye, yüzyılların birikimiyle ilerleyen diplomasiye rağmen bir dünya kültürünün olup olmadığından emin olamıyoruz. Oysa Goethe, dünya kültürünün ne olduğunu asırlar önce anlamış ve şiirlerinde işlemeye başlamıştı. Mommsen’in Goethe ve Dünya Kültürleri kitabında düştüğü şu şerh bu hali bir nevi özetliyor:

 

Gottes ist der Orient!

Gottes ist der Occident!

Nord- und südliches Gelände

Ruht im Frieden seiner Hände.

 

Doğu da Allah’ındır!

Batı da Allah’ın!

Kuzey ve Güney dahi

O’nun kudretiyle sulh içindedir.

İlk iki mısraı Goethe Kur’an’dan almıştır. Protestan birisi olarak Goethe, bunları tamamıyla kendine mal etmiştir. Netice itibariyle bunlar bizim için neyi ifade etmelidir? Bu iki mısraın başında Allah’ındır” sözcüğü duruyorsa, o zaman bu bizi, Doğu’nun Doğu’ya, Batı’nın da Batı’ya ait olduğuna inanmamız gerektiği görüşünden şiddetle korumalıdır. Hayır, dünyanın her iki kısmı da Allah’ındır, sadece O’nundur.

Katharina Mommsen’in Goethe hakkındaki bu önemli eserini dilimize kazandıran Senail Özkan’a Ötüken Neşriyat olarak ve okuyucularımız adına müteşekkiriz. Kendileri hem telif hem tercüme eserleriyle Türk kültürünün gelişmesine ve dünya kültürleriyle seviyeli bir etkileşim kurmasına katkıda bulunan önemli münevverlerimizden biri. Daha önce Goethe'nin şaheseri Doğu-Batı Dîvânı'nı ve Katharina Mommsen’in Goethe ve İslam başlıklı kitabını dilimize kazandıran Senail Özkan, akabinde de Goethe’nin bir dünya klasiği olarak kabul edilen Genç Werther’in Istırapları’nı (GWI), Goethe’ye ve GWI kitabının yazılış serüvenine dair oldukça ayrıntılı bilgiler içeren bir epilogla okuyucuyla buluşturmuştu. 



Kitabınız sepetinize eklendi
Kapat