 |
ÖTÜKEN TÜRKÇE SÖZLÜK |
|
|
|
 |
Tavsiye Edilen Eserlerimiz |
|
|
 |
KATALOGLAR |
|
|
|
 |
SATIŞ NOKTALARI |
|
|
|
 |
Özel Türk Yurdu Okulları |
|
|
|
 |
ÇOK OKUNANLAR |
|
|
|
|
 |
 |
Arama kriterlerine göre bulunan eser sayısı: 29
Sayfa: 1/2
Gösterilen: 1 - 15
|
| |
Köse Kadı
|
Ülkemizde henüz zayıf bir mevkide bulunan tarihi ve nehir roman türlerinin erken ve güzel örnekleri…
Köse Kadı ve Uçdaki Adam birbirini takip eder tarzda yazılmış; esas karakterlerin bir ikisi eksilse de yardımcı ve gölge karakterlerin önemli bir kısmı iki romanda da var olmuştur. Özkişi, gidiş heyecanıyla dönüş acısını birbirine ekleyerek Macar serhadlerindeki sergüzeştimizi hikâyeleştirmiş. Serhad boylarının atmosferini oluştururken gerçeklere riayet etmeye gayret etmiş, ayrıntıları işlerken hayal gücünün okuyana zevk veren kıvrımlarında dolaşmış. Romanlar böyle bir amaçları olmasa dahi okuyucuya bir bilinmeyen tarih muhayyilesi kazandırıyor ve fetih mücadelelerinin zannedildiği kadar iptidai bir hüviyetinin olmadığını; hadiselerin zannedildiğinden daha çetrefilli bir mahiyet arz ettiğini düşündürüyor.
Harap kulübelerde yaşayan casus dilenciler vardır; kâşanelerde gününü gün eden korkak yöneticiler de. Cihanşümul bir imparatorluğun daracık bir havalide can bulmaya başladığı vakitlerde, tarih yalnızca kılıçların gölgesinde serinleyen bir tembel değildir. Akıl oyunlarının ve bin bir türlü cambazlığın da bu oluşta bir rolü vardır.
Varlıklarının her zerresini Devlet-i Ebed Müddet'e adamış Osmanlıları okurken gözleriniz dolacak.
|
|
Yorumlar(2) |
|
|
elvan tulu
|
Perşembe,08.03.2007 19:52:03
|
HER TÜRK GENCİ OKUMALI |
| HER TÜRK GENCİNİN MUTLAKA OKUMASI GEREKEN ÇOK AKIÇI VE YALIN ANLATILMIŞ OKUMAYA DOYAMAYACAĞINIZ HARİKA BİR KİTAP... |
| |
|
seray sayin
|
Cuma,15.04.2005 10:58:39
|
mükemmel |
| BU KİTAP GERÇEKTEN HARİKA.AKICI BİR ÜSLUP İLE YAZILMIŞ SIKILMADAN OKUYABİLECEĞİNİZ VE AYNI ZAMANDA TÜRKLER'İN MÜCADELELERİ İLE UĞRADIKLARI ZULÜMLERİ YÜREĞİNİZDEN BİRŞEYLER KOPARAK VE HİSSEDEREK OKUYACAKSINIZ.MUTLAKA OKUNMASINI TAVSİYE EDERİM.SELAMLAR |
| |
|
Uçtaki Adam
|
Ülkemizde henüz zayıf bir mevkide bulunan tarihi ve nehir roman türlerinin erken ve güzel örnekleri…
Köse Kadı ve Uçdaki Adam birbirini takip eder tarzda yazılmış; esas karakterlerin bir ikisi eksilse de yardımcı ve gölge karakterlerin önemli bir kısmı iki romanda da var olmuştur. Özkişi, gidiş heyecanıyla dönüş acısını birbirine ekleyerek Macar serhadlerindeki sergüzeştimizi hikâyeleştirmiş. Serhad boylarının atmosferini oluştururken gerçeklere riayet etmeye gayret etmiş, ayrıntıları işlerken hayal gücünün okuyana zevk veren kıvrımlarında dolaşmış. Romanlar böyle bir amaçları olmasa dahi okuyucuya bir bilinmeyen tarih muhayyilesi kazandırıyor ve fetih mücadelelerinin zannedildiği kadar iptidai bir hüviyetinin olmadığını; hadiselerin zannedildiğinden daha çetrefilli bir mahiyet arz ettiğini düşündürüyor.
Harap kulübelerde yaşayan casus dilenciler vardır; kâşanelerde gününü gün eden korkak yöneticiler de. Cihanşümul bir imparatorluğun daracık bir havalide can bulmaya başladığı vakitlerde, tarih yalnızca kılıçların gölgesinde serinleyen bir tembel değildir. Akıl oyunlarının ve bin bir türlü cambazlığın da bu oluşta bir rolü vardır.
Varlıklarının her zerresini Devlet-i Ebed Müddet'e adamış Osmanlıları okurken gözleriniz dolacak.
|
Genç Temuçin
|
“Gök Moğolların kökü sayılan Bozkurtla Alageyik’in Tibet dağından kalkıp, göl ve ırmakları yüzerek Burhan dağının yamaçlarına gelip yerleştikleri zamandan beri böylesine bir görüntüyü görmek az kimseye nasip oldu. Yulun Eke’nin oğlu karnı üstünde iki eli arasında tuttuğu kıpkızıl bir çul ile doğdu. Yulun Eke oğlunu Yesügey Bahadır’ın yüzüne kaldırdığı zaman çocuğun elleri arasında tuttuğu o kanlı çul parçası tüm savaşçıların ve Şamanların gözleri önünde göz kamaştırıcı bir parıltıyla parladı. Şamanlar, Yesügey Bahadır’ın oğlu büyüyecek; büyüyünce tüm uluslar onun adıyla anılacak, dediler.”
|
İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç
|
Karaçay Türklerinin dramı!...Umut beslenen bir rejimin iflası, ona bel bağlayanların hayal kırıklıkları... Düzeni yerleştirmek uğrunda işlenen cinayetler… Ezilen, horlanan insanlar... Ayaklar altına alınan insan haysiyeti...2 Kasım 1943'te yerlerinden, yurtlarından sürülen, akıl almaz haksızlıklara, zulümlere uğrayan; acılara, sıkıntılara, yokluklara göğüs geren insanların metaneti, sabrı ve çektiği çileler… Ve tam 14 yıllık bir sürgün hayatı... “Tehcirin halkımıza getirdiği felaketler hakkında yazmayı kendime borç sayıyorum. Eksikleri vardır, ancak yazılanlar gerçeğin ta kendisidir. Kitapta adı geçen kişilerin isimleri çoğu kez değiştirilmeden verilmiştir. Onları, Orta Asya’nın kum düzlükleri çoktan yutmuştur.”
|
Cihan Fatihi CENGİZ-HAN
|
”Okuyacağınız bu kitap yalnızca bir `çeviri` değil. Malzeme yazarın. Cümleler yeni baştan düşünülüp yazıldı. Dede Korkut`dan alınma deyişlerle, sözlerle bezendi. Konuşmalar, yer yer, nazım havasında, şiir havasında verilmeğe çalışıldı. Bu bakımdan aslından ayrılmaktadır. Romandan destana geçişte bir karınca adımı denebilir. Çünkü burada anlatılan hikâye, yaşanmış bir İlyada.. yaşanmış, ama yazılmamış; Homeros`u yok. Cengiz-hanın eşi güzel Börte`nin kaçırılışı, güzel Helena`nınki gibi. Onları kurtarmak için birleşen ordulara eşleri değil, kardeşleri komuta ediyor.. Camuka ve Agamemnon gibi. Börte, Helena`nın erdemlisi. Bir kez kaçırılır; ömür boyu bağlı kalır Cengiz-hana. Helena`nın yatağını paylaştığı erkeklerin sayısı için İlyada yetmez; Yunan tragedyalarını da okumak gerekir.
İlk kez İlyada`da ortaya çıkan büyük günah: bir ölümlünün tanrılarla boy ölçüşmeğe kalkması gibi, Cengiz-han da ömrünün sonlarında ölümsüzlük iksirini arar. Bunun için taocu bir bilgeyi çağırtır.
Hikâyede Binbir Gece`den bir sahne bile bulacaksınız.”
|
Eksik El yazması
|
Dede Korkut üzerine çalışmaları ile tanınan yazarın yeni romanıdır. Türk edebiyatının modern döneminde Dede Korkut hikâyelerinin kahramanları ilk kez bir romanda buluşturulur. Bu buluşmaya romana verilen aralarda anlatılan bir Şah İsmail hikâyesi eklenir. Dede Korkut kahramanlarının başlarından geçen olaylar güzel ve sürükleyici bir şekilde kurgulanır ve tatlı bir Dede Korkut üslubuyla anlatılır. Dede Korkut’un bey divanında yazıcı olarak temayüz ettiği eserde yakalanıp salıverilen bir casus üzerinden Oğuz elinin birlik ve dirliğinin nasıl bozulduğu adım adım araştırılır. Yazar, romanın her merhalesinde tasvir ettiği manzaraya yeni boyutlar ekleyerek okuyucuyu sürükler. Aralarda anlatılan Şah İsmail hikâyesi de en az bu kadar iddialı ve sürükleyicidir.
Dikkatle okunması ve tartışılması gereken bir eser.
|
|
Yorumlar(1) |
|
|
mücahit soğucak
|
Cuma,15.09.2006 21:12:09
|
ötüken de olmasa |
| eksik el yazması fransızcaya çevrildikten 6 ay sonra türkçede.ötüken olmasa o da olmazdıya neyse...brezilya, arjantin, amerika vs edebiyatının iğrenç kitaplarını çevirirken kardeşlerimizin kitaplarına gereken önemi vermiyoruz.en iyisi çevirmeyin biz de azeri türkçesi öğrenelim.vesselem |
| |
|
Yemen! Ah Yemen!
|
Tanıdığımızı sandığımız ama tanımadığımız bir coğrafya… Bildiğimizi sandığımız ama bilmediğimiz bir tarih… Milletimizin ferdî mücadelelerde vücut bulan hazin hikayesi… İsyanlar, savaşlar, anlaşmalar… Gidip dönemeyenler; kalıp gelemeyenler… Yoksulluk ve hastalıklar… Destanlar ve ağıtlar… Eşref Kuşçubaşı’lar, Lawrence’lar, Wayman Buri’ler, Şeyh İdrisi’ler, Virfil’ler, Mihrali beyler… “Gece bir ses geldi derinden derinden / Beni mi çağırdı Yemen çöllerinden” diye çarpan yüreklerimizin romanıdır.
|
|
Yorumlar(11) |
|
|
bekir direkci
|
Salı,08.01.2008 18:48:33
|
Vatan Sevgisini bir de bu kitaptan okuyun... |
| Kaybedilmiş toprakların gurur verici ama hazin öyküsü. Bu kitap insana vatan sevgisini öyle bir gösteriyor ki okurken ağladığım sayılı kitaplardan biri. Keşke Herkes bu kitabı okusa. Yazarı bu çok başarılı eserinden dolayı Tebrik Eder başarılarının da devamını dilerim. |
| |
|
ABDURRAHMAN YAYLA
|
Cumartesi,29.12.2007 15:24:43
|
Bir türkün bakış açısına yön verecek bir eser |
| hudutlarını türkiye haritasının içene gömen tarihimizim misyonundan bi haber zihinle güzel bir cevap niteliğinde bir eser |
| |
|
murat sarı
|
Salı,02.05.2006 20:18:30
|
|
| bu kitabı okurken sanki bende ordamışım gibi geldi ve çok etkilendim özellikle bu kitabı gençliğini cafelerde,kahvelerde,bilardo salonlarında vb yerlerde gezip geçmişini bilmeyen gençlerimeze tavsiye ediyorum.... |
| |
|
nurettin ağaç
|
Pazartesi,27.02.2006 21:17:09
|
|
| ben de göz yaşları içinde okudum.ben normalde fazla ağlamayan hatta ağlayaman bir kişiliğe sahibim.ancak bu kitapta okuduklarım beni başka alemlere götürdü.bu vatanın bize hangi şartlar altında bırakıldığını tekrar hatırlattı.mehmed hocaya binlerce teşekkür.bunun yanında aynı oyunların hala devam ettiğini bilerek uyanık olmalıyız.
nurettin ağaç |
| |
|
kenan yılmaz
|
Çarşamba,28.12.2005 19:50:39
|
binlerce teşekür ediyorum |
| "tarih yazmak en az yapmak kadar önemlidir" denmiş. Önce Çanakkale Mahşeri ile başladım yazdığınız tarih yolculuğuna.Yemen Ah Yemenle hızlandırdım adımlarımı.Yazılamamış Destanlar'la koşar adım devam ediyorum hayatımın en güzel yolculuğuna.Gözyaşlarıyla kapatıyorum son sayfaları. Hergece o unutulmuş kahramanları Fatihalarla yad etmeyi bana öğrettiğiniz için hasretle ellerinizden öpüyorum efendim. Allah sizden razı olsun. Binlerce teşekkürler. |
| |
|
handan özcan
|
Perşembe,08.12.2005 12:48:08
|
ne kadar kendimizden habersiz yaşadığımızı farkettim ve çok üzüldüm |
| teşekkürler mehmet beye. ve kendi adma çok üzgünüm alalade bir millet gibi yaşadığımız için lütfen birbirimizi uyaralım. bu kitapları okumak için. ! |
| |
|
seda camcı
|
Perşembe,09.06.2005 20:48:32
|
|
| Bence bu kitap tüm Türk gençliği tarafından okunmalı.Tabi ki Çanakkale Mahşeri de.Bu kitapları okuduğumda sanki bazı şeyleri daha iyi anlamaya başladım ve bir kez daha şükrettim böyle bir ecdadın torunları olduğumuz için.Biz gençlere bazı kültürel değerleri ve içinde bulunduğumuz coğrafyanın kıymetini hatırlattığı için SAYIN MEHMED NİYAZİ'YE çok teşekkür ederim. |
| |
|
erol sayılı
|
Pazartesi,04.04.2005 18:13:33
|
Yemen ah yemen ve ah tarihçiler |
| Sayın Mehmet abimiz yemen kitabını muhakkak okumamı istemiştiniz.Bende çanakkaleyi okumadan olmaz demiştim.Bu günün gençleri tarihimizi ne kadar az biliyorlar.Bunda tarihçilerin kadar boyalı medyanında suçu var.Belki bilinçli belki fazka bilinçli.Sahtekar belgesel yönetmenine türk seyircisi sinema salonlarında gereken cevabı verdiler.İnşallah Yemen için güzel bir film çekimi planlanır.Saygılar.erol sayılı |
| |
|
Alime Altunbaşak
|
Pazar,03.04.2005 14:48:44
|
Kendinizi o yıllarda ve sahnelerde hissedeceksinizdir....!! |
| Yaşanılan acıları,hasreti,geçmişi..yani Yemen'deki birçok şeyi burda bulacaksınız.Sürükleyici ve dili sade.Teşekkürler M.NİYAZİ.. |
| |
|
halil durak
|
Çarşamba,16.02.2005 14:36:22
|
beğeniyle okunabilecek bir roman |
| Tarih şuurunu verebilecek ender kitaplardan biri. Zevkle okudum. Mehmet Bey'e teşekkür ediyorum. |
| |
|
Fatih Seir
|
Çarşamba,16.02.2005 14:16:59
|
Bu kitabi kesin okuyun |
| Bu kitabi kesin okuyun cünkü ben göz yaslari icinde okudum ayni CANAKKALE MAHSERI'ni okudugum gibi |
| |
|
Yazılamamış Destanlar
|
Balkan faciasının ardından bir diriliş hamlesi gibi neşet eden ve Garbî Trakya Hükümetinin kuruluşuna kadar giden hadiseler silsilesini takip eder. Yazar, küllerinden yeniden doğmaya çalışan yorgun imparatorluğumuzun bağrından çıkan gönüllülerin kuruluş mücadelelerini kültürümüze mal eder. Mehmed Niyazi’nin tarihî romancılığının başlangıcı ve bilahare yazacağı eşsiz romanların habercisidir.
|
|
Yorumlar(3) |
|
|
İbrahim Halil Şahan
|
Perşembe,07.12.2006 13:38:17
|
Tuncay abi ye |
| abi bence o kadar düzeltilmesi gerekecek kadar sorun değil kapak ya, belki bulamamışlardır uygun foto bunu koymuşlardır, bi nefeste okudum, mükemmel bir kitap, darısı istanbulun fethinin kitabına kenan abi nin dediği gibi, neyse herkese selam, selametle... |
| |
|
kenan yılmaz
|
Pazar,19.02.2006 21:56:03
|
tebessümle |
| yazdığınız tarih kitaplarının hepsi birbirinden güzel hepsini herkese okutmaya çabalıyorum elden ele dolaştırıyorum inşallah bunun için kızmazsınız bana bir röportajınızda istanbulun fethini yazmak istediğinizi söylemiştiniz sabırsızlıkla bekliyorum efendim Selam ve saygı ile. |
| |
|
Tuncay Yılmazer
|
Cumartesi,04.12.2004 23:36:49
|
Kayıp tarih |
| Mehmed Niyazi üstadın bence en önemli eserlerinden birisi. Tarihimizin en acı dönemlerinden birisini çok güzel bir üslupla anlatan bir eser. Tek eleştirim kapak kompozisyonuna... Kapaktaki fotoğraf Çanakkale Savaşı sırasında Arıburnu cephesinde çekilmiş bir fotoğraf. Üçüncü Kolordu komutanı rahmetli Esat (Bülkat) paşa subayları ile birlikte. Umarım bu hata sonraki baskıda düzeltilir. Selam ve dua ile. |
| |
|
Çanakkale Mahşeri
|
Türk milleti, beş kıtanın Çanakkale Boğazı’nın iki yakasına sıkışan kaderini yorgun omuzlarından beklenmeyen bir metanetle taşıdı. Dünya tarihinin en zorlu çarpışmaları, en kanlı boğuşmaları yaşandı. Müttefikler Osmanlı’nın “boğaz”ına yapışarak savaşı bir an önce bitiremeyeceklerini anladılar. Birinci Cihan Harbi’ne kadar girdiği topraklardan çıkarılması mümkün olmayan Rus devleti, kâğıttan bir kaplan, mukavvadan bir dev haline geldi. Üzerinde güneş batmayan imparatorluğun ışıkları Çanakkale’nin boz kayaları tarafından emildi. “Çanakkale Mahşeri”, Çanakkale romanlarının atası ve Çanakkale davasının günümüzdeki banisidir.
|
|
Yorumlar(23) |
|
|
sezgin ortaç
|
Perşembe,05.04.2007 13:48:44
|
TEBRİK VE ELEŞTİRİ |
| Sayın Mehmed Niyazi Hoca'm ! Bir Türkçe Öğretmeni adayı olarak Milli Benlik duygusunu unutmaya başlayan bir nesli bu kitap vesilesi ile uyardığınız için size minnettarım.Gelibolu Belgeseli ile ilgili tüm yorumlarınıza katılıyorum.Benim nacizane bir eleştirim var : eser milli benlik duygularını şaha kaldıracak nitelikte,aynı zamanda dili de akıcı ; fakat olayların sürekli bir tekrarlaşma çabasında olması beni kendimce rahatsız etti.Ancak bu eleştirim dahi sizin objektiflikle yazılmış,milli duyguları ayaklandıran bu şaheserinizi gölgelemeye yetmez.
Size tebrik ve şükranlarımı sunuyor ; başarılarınızın devamını diliyorum. |
| |
|
erkut gündür
|
Cumartesi,24.03.2007 22:45:58
|
gurur |
| atalarımla gurur duyuyorum gelibolu belgeselinide izledim ve bir çok kitap okudum ama bu çok güzel olmuş ellerinize saglık iiki bu vatanın evladıyım müslüman ve türk olarak dogdum öylede ölücem NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE |
| |
|
recep kara
|
Pazar,18.03.2007 19:56:33
|
istek |
| ben bu kitabı alıp okumak istedim ama pahalı bulduğum için alamadım indirimli fiyatı dahi 12 ytl. bir öğrencinin alabileceği fiyata indirirseniz çok iyi olur saygılarımla... |
| |
|
ÖMER AYDOĞDU
|
Salı,08.08.2006 11:13:01
|
vatan sağolsun |
| türk milletinin kaderinde var galiba bu toprakları kanıyla korumak 90 yıl öncede öyleydi şimdi yine öyle yine çeşitli yerlerden şehit haberleri geliyor yine hasan şakirler
yine yusuflar gencecik yaşta toprağa giriyorlar ne diyelim vatan sağolsun mehmet bey kitabınız tek kelimeyle cok güzel objektif bir şekilde yazıldığı dikkat cekici ve anlatımınız öyle hoş ki insan canakkalede şehitlerle omuz omuza savaştığını hissediyor ... |
| |
|
FİLİZ SİVRİDAĞ
|
Cuma,14.07.2006 01:52:13
|
çanakkale gerçeği.... |
| 39. baskısını yapmış bir eseri eleştirmek elbette kolay değil ama yinede şunu belirtmek isterim: çoğu ifade, cümle öbekleri gereksiz yere tekrar edilmiş. bence eserdeki en önemli problem burda. eğer kelime ve cümle israfından kaçınılsaydı eserin sayfa sayısı azalacak ve biz tembel gençlik için eser daha cazip hale gelecekti. ancak inkar edilemeyecek derecede başarılı olan bir yönü de belitmeden geçemeyeceğim. birbirinden farklı anekdotlar ve karakterler çok hoş ve ustaca kaynaştırılmış. Ian hamilton'ın görüşlerine yer vermeniz onun fikir bazında ön planda uygulamada geri planda kalmış olduğu gerçeği ve general birdwood'un müttefik ordusundaki esas adam olduğunu belirtmiş olmanız da dikkate şayan. mümkün olduğunca objektif yazılmasına dikkat edilmiş. yüreğinize sağlık sayın mehmet niyazi... |
| |
|
ERHAN KAYMAZ
|
Salı,27.06.2006 02:53:14
|
Erhan KAYMAZ |
| İlk önce böyle bir kitabı yazdığı için Mehmed NİYAZi beye çok teşekkür ediyorum Allah ondan razı olsun. Çünkü ben hayatımda ilk defa bir kitabı bir günde evden hiç çıkmadan bitirdim. Kitap o kadar gerçekçi ve o kadar sürükleyiciydi ki Çanakkale savaşı için yazılan diğer kitaplardan farkı hemen farkediliyordu. İlerde çocuklarım olursa onlara ilk okutmayı istediğim kitaplardan biri olacaktır. Bu kitabı okumayanlara şunu söylemek isterim ki eğer içinizde en ufak bir hissiyat varsa bu kitabı kesinlikle ağlamadan bitiremezsiniz ve o günlerde yaşanan sıkıntıları en yakından hissedersiniz!!! |
| |
|
çiğdem taşkın
|
Pazartesi,06.02.2006 13:58:55
|
çiğdem,saygılarımla |
| Önceklikle kitap için teşekkür ederim ilk defa kitap okurken heyecanlandım sizinle Sultan Ahmet'te fuarda tanışmıştık tekrar çok memnun olduğumu belirtmek isterim A.E.O |
| |
|
ismail civelekoğlu
|
Çarşamba,18.01.2006 17:30:40
|
teşekkürler |
| çanakkale mahşeri gibi muhteşem bir eseri yazdığı için Mehmed NİYAZİ hocama teşekkür ederim.sizede teşekkürler ötüken.ALLAHA EMANET OLUN. |
| |
|
emine korucu
|
Perşembe,29.12.2005 14:43:32
|
saygılarla |
| olaylar oldukça ilgi çekiciydi ama çok fazla ayrıntı anlatılmış.çok fazla betimleme yapılmış.gereksiz ayrıntıları okumak oldukça sıkıcıydı,daha sade bir anlatım yapılabilirdi.ama MEHMED hocamıza,bu şanlı tarihimizi bize yeniden hatırlattığı için çok teşekkür ediyorum. |
| |
|
SERCAN AKKUŞ
|
Pazartesi,12.12.2005 00:20:37
|
sevgi ve saygılarımla |
| bende kitabı da var filmini de izledim müthiş bir şey.kitabı bir elinize alınca kapatamıyorsunuz süper herkese tavsiye ederim
|
| |
|
cem dilek
|
Cuma,09.12.2005 11:45:02
|
bu mahşer daha iyi anlatılabilirdi... |
| Sayın Yazar,
Çanakkale Mahşeri isimli kitabınızı yoğun iş tempoma rağmen 3 gün içerisinde okudum. Kitabınızı büyük umutlarla almama rağmen, Çanakkale Savaşları gibi hayati bir konuyu anlatan 542 sayfalık romanınızda kabul edilemeyecek eksiklikler ve tahammül edilemeyecek anlatım tekrarları buldum.
Hayati önem taşıyan bir savaşın anlatımının hiçbir belgeye dayandırılmadan gayet sıradan, basit anlatımlarla, aynı cümlelerin evirilip çevrilip defalarca tekrarlanmasıyla çoğu detayın hiçbir sebep yokken atlanılmasıyla, sanki Türkçeye kıtlık girmiş gibi, konuları bir an önce apar topar anlatıp geçiştirme çabasıyla, anlatılan karakterlerin psikolojilerinin ve şartların anlatımının yetersizliğinin, koşulları iyi anlatılamamasının, kitabınızı yılların Çanakkale’sinin zaten var olan vahim ününe sığınır, isminden prim toplar bir kitap haline sokmuştur.
Konuyu bilenleri etkilemeyen, bilmeyenlere de yukarıda saydığım sebeplerden dolayı bir iz bırakmayacak bu roman, ne tarihi ne de edebi bakımdan bir önem içermemektedir.
İnternet sitelerinde veya kitap tanıtımlarının yapıldığı dergilerde kitabınıza yapılan taltiflerin yakın eş dost, ayıp olmasın kaygısı taşıyan arkadaşlarınızın veya bir takım çıkarlar gözeten köşe sahiplerinin içi boş, sipariş üzerine yazılmış fikirler olduklarını görmek beni gayesiyle sinirlendirdi.
Böyle bir mahşeri daha dikkatli, daha detaylı, bir takım siyasi kaygılar taşımadan gelecek kuşaklara aktarabilecek yazarların varlığı benim tek tesellimdir.
Çalışmalarınızı takip ettiğimi ve bundan sonrada takip edeceğimi bildirir, böyle bir konunun romanının daha dikkatli bir şekilde yazılması gerektiğinin bilincine ulaşmanız ve etrafınızda bu romanı beğenenlerin gerçek fikirlerini öğrenmeniz dileğimle.
Saygılarımla.
Cem Dilek
|
| |
|
onur aynacı
|
Cuma,25.11.2005 19:51:44
|
tarihi gurur |
| sayın niyazi beye çok teşekkurler çanakkale gibi bir destanı etkileyici ve sürükleyici bir şekilde anlattığı için.Romanı okurken savaş sahnelerinde tüğlerim diken diken oldu. ecdadımızın bizim için neler yaptığını unutturmayan bir eser.Tek kelimeyle HARIKA |
| |
|
kenan yılmaz
|
Pazar,30.10.2005 14:29:18
|
sessiz haykırış |
| öncelikle sayın hocamdan Allah razı olsun. ben hep bir şeyi merak ediyorum. eğer böyle bir kahramanlık hikayesi amerikalılara ait olsaydı ne yaparlardı? en az elli tane film çekerlerdi. adamlar kazanamadıkları savaşları dahi filmleriyle kazanmış gibi gösteriyor, içim acıyarak söylüyorum bizde 90 yıl bouynca sadece bir tane belgesel çekiyoruz o belgeseldede çocuklarımız ingilizlere aciyor! yeni nesillere şanlı tarihimizi unutturmak için elimizden geleni yapıyoruz. bir japonun sözünü hatırlıyorum: biz tarihimizdeki yenilgilerimizi çocuklarımızdan saklıyoruz; peki siz böyle bir zaferi çocuklarınıza nasıl anlatıyorsunuz diyordu! Allah sizden razı olsun hocam bize bizim kim olduğumuzu hatırlattığınız için... |
| |
|
ahmet atakuru
|
Salı,09.08.2005 15:42:14
|
ya biz onların yerinde olsaydık ??... |
| Öncelikle sy.Mehmed Niyazi hocama saygılarımı iletiyorum. Allah gerçekten ondan razı olsun ki bizlere ecdadımızın ne ulu ve ulvi bir imana sahip olduğunu hatırlattı. Umarım bu kitaplar sayesinde gençliğimiz, günümüzde batı tarafından üzerimizde oluşturulmaya çalışılan "aşağılık kompleksinden "kurtulur. Kurtular da Çanakkale de yatan o mübarek insanların ruhu şad olur, çektikleri ızdıraplara değmiş olur. Şanlı ecdadımıza, büyüklerimize yakışır torunlar olabilmek dileğiyle... |
| |
|
fatih çelik
|
Cuma,22.07.2005 14:39:35
|
gururluyum... |
| çok derin bir tarihe sahip türk milleti,bu güne kadar diğer uluslara insanlığı,azmi,inancı ve kudreti göstermiş ve islamiyetin dünyaya yayılışında büyük roller üstlenmiştir.işte çanakkale serüveni de , yüce türk milletinn sahip olduğu tüm özellikleri bünyesinde barındırmıştır.mehmet niyazi hocama, bu çanakkale serüvenini ,'çanakkale mahşeri' adlı kitabında tam anlamıyla bizlere anlattığı için sonsuz şükranlarımı bildiriyrum.teşekkürler hocam, iyiki varsınız.... |
| |
|
mehmet çağrı sebzeci
|
Perşembe,12.05.2005 14:03:39
|
hocam ve Çanakkale Mahşeri.. |
| Bu kitabı okurken herkes gibi duygulandım, yeri geldi göz yaşlarımı tutamadım ve kitabı bitirdiğimde bu eseri yazan kişiyle tanışmayı çok arzuladım. En sonunda da kendisi ile tanışabilme fırsatını yakaladım. Belki yorgun belki yoğun ve dinlenmeye çok ihtiyacı var ama eminim ki kendisi çanakkale mahşeri gibi birçok değerli eseri daha bizlerle paylaşacak..Cenab-ı Hak hocama uzun ve hayırlı ömürler nasip etsin...Allah kendisinden razı olsun |
| |
|
alp x
|
Cuma,06.05.2005 15:17:08
|
işte size bir kahramanlık destanı |
| bu kitap şanlı türk tarihimizin nice büyük ve kutsal savaşlarından biri olan çanakkale destanımızı anlatıyor.günümüze geldiğimizde kendimizi bir çok değerden uzaklaşmış buluyoruz.ya biz tarihimize ilgi göstermiyor ya da tarihimizi bize unutturuyorlar.yıllardır ders kitaplarının sıkıcı atmosferi içerisinde tarihimizi bize öğretmeyi amaçlarken unuftturmaya çalışan kah sıkıcı bir anlatım kah kişisel yorumlarını katan bize yanlış bilgiler söyleyen zihniyet karşısında karşımıza böyle tarihimizi bize anlatmakla kalmayıp onu bize sevdiren aksiyon insanlara ihtiyacımız var.mehmed niyazi hocamıza minnetarız. |
| |
|
Alime Altunbaşak
|
Cumartesi,16.04.2005 12:17:37
|
GURUR DUYMAKSA...GURURLUYUZ.. |
| Çanakkale Mahşeri tam bir tarih ve onur tablosu.Yer yer duygulandım ve zaman zaman gözyaşlarımı tutamadım.Böyle bir eseri sunan Sayın Niyazi'ye teşekkür ederim Gelibolu belgeselini kınıyorum..ve gösterimden kalkmasını istiyorum..BENCE belgeselin yayınlanması bile hataydı.Byle düzmece ve tabir-i caizse tarih şuuru ve bilgisi sıfır birkaç kişinin toplanıp birşeyler ortaya çıkarmasıyla olmamalı TARİH BİLİNCİ.Kitabı okurken atalarımın ne kadar yürekli,cesur,onurlu ve fedakar olduğunu bir kez daha anladım.ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUM VE ONLARIN TORUNU OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM..ONLAR GİBİ OLMAK DİLEĞİYLE............. |
| |
|
Demet Çizmeli
|
Salı,12.04.2005 10:31:02
|
|
| 8.04.2005 tarihinde Gelibolu belgeselini izledim. Mehmed Niyazi hocamızın Çanakkale Mahşeri kitabını atalarımla gurur duyarak gözyaşları içinde ve onlara layık olup olmadığım düşüncesiyle okudum. Gelibolu belgeselini de aynı coşkuyla izleyeceğimi düşünerek sinemaya gittim. Ağladım ama acıdan.. Atalarıma yapılan haksızlığa satılmışlığa edepsizliğe ağladım. Belgeseli yapan kişi tarihi çok iyi bildiğini sanıyor ama savaş temsını her iki taraf için işleyecekti madem neden en kutsalımızı kullandı mersk ediyorum. Herhangi bir savaşı anlatabilirdi. 18 Mart zaferimiz geçiştirilirken 25 Nisan çıkartması detaylı anlatılırken acı çektim. Filmi kınıyor ve herkesin kınamasını istiyorum |
| |
|
ALİ BALCI
|
Pazar,20.03.2005 17:12:30
|
ALİ BALCI |
| ALLAH RAZI OLSUN BÖYLE BİR ESERİ BİZE KAZANDIRAN MEHMET HOCAYA
|
| |
|
Demet Öztürk
|
Çarşamba,13.10.2004 10:54:16
|
Teşekkürler |
| Çanakkale Savaşı hakkında yazılmış sınırlı sayıdaki eserlerin arasında bu romanın çok ayrı bir yeri var. Okurken hem gurur duydum hem de gözyaşlarımı tutamadım. Mehmet Niyazi beyden Allah razı olsun. |
| |
|
ahmet gun
|
Pazar,07.03.2004 16:44:32
|
SEVGİLERLE |
| MEHMET NİYAZİ KARDESİME HELAL OLSUN ÇANAKKALE MAHŞERİ
DİYORUM BASKA SÖZ SÖYLEMEYE GEREK YOK
MUHTESEM BİR KİTAP YAZMIŞ
COK AMA COK TESEKKÜR EDERİM MEHMET NİYAZİ BEY
SİZEDE TESEKKÜRLER OTUKEN YAYIN BASKINIZ GÜZEL OLMUS |
| |
|
kudret karakurt
|
Pazartesi,03.11.2003 23:59:11
|
utanmak |
| canakkale mahserini okuduktan sonra nekadar aciz oldugumuzu anladim.Neden mi?bugunler icin sevdiklerini hatta kariyerlerini hicdusunmeden olume degilde ,dugune gider gibi gidenlerin duygularini bugun anlamaktan yoksun bir nesillin ferdi olmaktan utaniyorum.tesekurler mehmet niyazi. |
| |
|
Kale
|
Karakter ve olaylar belli bir tarihî dekor içerisinde sunulsa da bütün zaman ve toplumlar için güncel olan konuları ele alan çağdaş bir romandır. Barışın savaştan kötü olabileceğini anlatır. Kahramanı, “hayatının çıraklık dönemi”ni Hotin Savaşlarında geçiren, hafızasından silinmesi güç trajik sahnelerle Saraybosna’ya dönen ve ne yana gideceğini bilmemenin verdiği şaşkınlıkla bocalayan Ahmed Şabo’dur. En umutsuz durumlarda bile “kale”sine kapanıp kalmaz. Kişiliğini ararken umudunu kaybetmez, yabancılaşan ve acımasızlaşan dünyada karamsarlığa, öfkeye kapılmaz, içine kapanmaz. “Kurtuluş, sevgiye ve insanlığa sahip çıkmadadır.”
Ele aldığı dönemin toplumsal özelliklerine ışık tutan roman, haklı bir üne sahip olan yazarın yazarlık serüveninin önemli adımlarındandır.
|
Attilâ
|
Attilâ Peyami Safa’nın yegâne tarihî romanıdır. 1940’lı yılların başlarında yazılmıştır. Yazar bu esriyle, Attilâ gibi büyük bir Türk cihangirinin devrine ve kişiliğine ilk defa bir Türk gözüyle bakmış, Batı dünyasının “geçtiği yerde ot bitmez” diye karaladığı bir devlet adamı ve kumandanı Türk gözüyle değerlendirmiştir.
Yazar, yabancı kaynaklardan ve özellikle Bizans tarihçilerinin verdiği bilgilerden yola çıkarak eserini yazmıştır. Çelik iradeli, demir disiplinli bu Türk hakanının, şahsî ilişkilerde yumuşak huylu, zengin gönüllü, engin merhametli, kendisine sığınanlara karşı hassas yürekli bir insan olduğunu ortaya koymuştur.
Romanda Türk cihan hâkimiyeti ülküsünün izlerini ve bozulmuş bir dünyaya yeniden nizam verme iradesini de görmekteyiz…
“Attilâ” kimdir? Bunu kimse iyi bilmiyor. Bizzat kendi bile kendisini meçhuller içinde hissetmiştir.
Kimdir Attilâ? Buna, beşinci asır halkının hayal gücüne tercüman olarak şöyle verelim:
O, sessiz yollarıyla, gölge vermeyen şeffaf dallarıyla, alçak çalılarıyla, tavuklarla serçelerden başka bir kuş sesi duyulmayan nihayetsiz bir çölde, çalılarla şeytanlardan doğmuştur.
Kimi tarihçiler “Attilâ bir barbardır!” diyor. Latin efsanelerine göre “Attilâ” kaza ve kaderin yarattığı bir ebedi azap ve harabe Mesihidir. Bir kısım Cermen şarkı ve masallarına göre de hiç dehşet vermeyen, hatta sulhperver, tatlı, misafirperver bir hakandır. Macar ananelerine gelince, burada “Attilâ” Hun’ların ruhu olarak izah edilmiştir.
Öyle ise “Attilâ” kimdir? Buna kendisinin verdiği cevabı söyleyelim. “Attilâ”:
- Ben Allah’ın kamçısıyım! diyor.
Yunanlılara, Romalılara, Cermenlere ayakları ucunda diz çöktürerek hepsine işlediği büyük kudretiyle kiminin suçlarını cezalandıran, kiminin şer ve fesadına mani olan büyük Türk Başbuğu!
“Attilâ” Allah’ın kamçısıdır.
|
Ocağımız Sönmesin
|
Bayrağın dalgalandığı yere doğru yapılan öle-yite yürüyüşün adıdır. 93 Harbi çok çetin geçer. Bir yandan Rus orduları diğer yandan Sırp, Bulgar ve Rum çeteleri memleketi baştanbaşa talan ederler. Balkanlardaki sayısız masum insanımız evlerini yurtlarını terk edip harbin yıkım ve vahşetinden kaçmak zorunda kalırlar. Kâh yayandırlar, kâh limanlara kâh istasyonlara doluşurlar. Kovalanırlar, kaçarlar, yakalanırlar. Kimileri açlıktan ölür, kimileri donarak soğuktan.
“Rasim vagonla beraber yürürken bağırıyordu: “Ocağımızı söndürme, bacalar tüter olsun!” Koşuyordu. Önüne çıkanlara çarpa çarpa, trenle birlikte hızını artıra artıra. Kalabalık sıklaşıp adım atamaz olunca koynundan Mesude’nin verdiği çevreyi, o büyük mendili çıkarıp salladı… salladı…. “
|
|
Yorumlar(1) |
|
|
ali bozkurt
|
Salı,11.10.2005 17:49:31
|
avrupa'nın vahşeti |
| 1877-1878 osmanlı rus savaşı'nda bulgar sırp yunan ve rus çeteleri birçok türk köylerine baskın düzenleyip insanlarımızı katletmişlerdir.Hatta Rus askeri denilen aşağılık herifler türk kızlarına tecavüz ettikten sonra gözlerini oyup kolye yapmışlardır |
| |
|
Ağustos Başağı
|
“Söğüt, mavi-mor tepelerin ardındadır. Zaferi kazansınlar, yorgun atlarıyla koşacaklar Söğüt’e… Gece, bütün Söğüt fenerlerle aydınlanacak. Çıralarla, meş’alelerle dolaşacaklar. O harap, yanık Söğüt’te. Türkülerle, marşlarla. Hele şu dağlar aşılsın da… Köse Memiş o zaman yangından harabolmuş Çardaklı Kahve’yi yeniden kurar. Gençler doluşurlar artık.
“Anlat Osman Ağabey!” derler. O da anlatır.
Taa baştan… İnönü’den. Sakarya’ya, Sakarya’dan şimdiye olanları… Öbürleri de anlatırlar. Öbürleri… Onlardan kimler sağ kaldıysa.
Osman atının üstüne yığıldığında, hayvan, binicisini şaşkın sersem dolaştırdı. Sonra onu yumuşak bir döşeğe yatırır gibi yere bıraktı. Başında dikildi. Öylece eğik, mahzun…”
Ağustos Başağı, yaşanmışlıkla yoğrulu bir Kurtuluş Savaşı romanı… Osmanlı Devletinin kuruluş toprağı Söğüt’te, bu kez cumhuriyet tomurcuklarının patlayışı… Yazar romanı sadece yazılı belgelerle değil, o coğrafyada yaşamış Ali Amca ve Memiş Dayı gibi gerçek kişilerden dinledikleriyle oluşturmuştur. Çokum’un bu eseri 1984-86 yıllarında Söğüt atmosferinde yaptığı araştırmalarla güçlendirerek kaleme alması, ayrı bir özelliktir.
|
|
Yorumlar(1) |
|
|
zeynep akyürek
|
Salı,13.12.2005 19:56:47
|
sımsıcak bir roman |
Sayın Sevinç Çokum Hanımefendiye öncelikle teşekkür etmek istiyorum. Okuduğum en iyi kitaplardan biri idi Ağustos Başağı. Çok zevk duyarak okudum. Sımsıcak,insanı milli mücadele yıllarımıza alıp götüren hüzünlü bir aşk hikayesi. Mutlaka okuyun. Eminim siz de Yusuf ve Esma'yı çok seveceksiniz... Kaleminize ve yüreğinize sağlık.... Sonsuz saygılarımla başarılar dilerim. Esen kalınız.
|
| |
|
Hilâl Görününce
|
Sevinç Çokum’un 1980’le 1983 yılları arasında yazdığı bu roman, Türk dünyasının Kırım’la ilgili bir dilimin ele almıştır. 1853–1856 Kırım Savaşı münasebetiyle Osmanlı Kırım yakınlaşması sırasında, Nizam Beyin kendi toprağına tutunma çabasının işlendiği romana Kırım Türk – Tatarlarına has renkli örf ve adetlerin hâkim olduğunu görmekteyiz… Nizam Beyle birlikte eserin diğer kişileri Arslan ve Giray Beyler, Şirin Gelin, romana özgün bir tad katan anlatıcı Felekzede Ârif Çelebi karakterlerinin güçlü çizgileri dikkat çekicidir. Kahramanların iç dünyalarının zenginlikleri, yazarın tarihi romanda olaydan bireye giden anlayışını ortaya koyar. Sevinç Çokum’un yazarlığında belli bir noktaya ulaştığı Hilâl Görününce, Türk Edebiyatında önemli bir yeri doldurmaktadır.
“Salgır, gözlerini karanlığa dikmişti. Uzak sesleri dinliyordu. Yürüdü. Bir hicret kervanının son yolcusu gibi gövdesini akşamın karanlığı içinde sürükledi. Sanki uzaklardan onu çağıran Safa Beyin sesiydi. Yahut Arslan’ın… Yoksa bozkır mıydı?
Şafak sökerken Salgır Nehri kıyılarına varmıştı. Çatır Dağından doğan su durgundu. Yağmur bekliyordu. Adını aldığı bu nehirden su içti. Durup dinlendi. Sonra eski günlerdeki canlılığını yeniden bularak nehir boyunca yürüdü, koştu. Yaz güneşiyle kavrulmuş bozkırın kokusunu almağa başlamıştı. Doğduğu, bir tayken koştuğu bozkırın… Kuzeydeki düzlüklere varınca, yürümeyi öğrendiği bu yerleri tanıdı. Başını göğe kaldırıp birkaç defa kişnedi. Sahibini çağırdı. Durup bekledi.
Böylece bir gün daha geçti. Mor bir akşam daha indi. Çayırların alacalı renkleri sönüp geceye karşıtı. Salgır nalları aşındığı halde yine yürüyordu. O uçsuz bucaksız Deşt-i Kıpçak’da…Yapayalnızdı.
|
|
Yorumlar(1) |
|
|
Demet Öztürk
|
Çarşamba,13.10.2004 09:45:35
|
Harika... |
| Bu romana aşık oldum. Eğer ben bir sinema yönetmeni olsaydım kesinlikle bu romanın filmini çekerdim. Hem de aslına %100 sadık kalarak... |
| |
|
Osmancık
|
"Osmanlı'nın sırrı nedir" sorusunun cevabını arayan yazarın Osmanlı kuruluş döneminin dinamiklerini ve felsefesini bugünkü dille inşa ettiği romandır. Duvarları süsleyen "Ey Osmancık; beğsin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, gönül alma sana; suçlama bizde, katlanma sende; bundan böyle, yanılgı bize, hoş görmek sana; aciz bize, yardım sana; geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adalet sana; kötü göz bize, şom ağız bize, haksız yorum bize, bağışlama sana. Ey Osmancık bundan böyle, bölmek bize, bütünlemek sana; üşengenlik bize, gayret sana; uyuşukluk bize, rahat bize, uyarmak şevklendirmek, gayretlendirmek sana" gibi sözler bu kitabın eseridir.
|
|
Yorumlar(13) |
|
|
yunusemre künbetli
|
Cumartesi,23.12.2006 16:54:55
|
yunus emre künbetli |
| 13. yy türkçesıni çok güzel yansıtmış ve buda kitaba daha ayrı bir hava katarak mükemmelliğe taşımış. her insanın okumasını tavsiye edıyorum osmanlı şuurunu anlamak için okunmalıdır:))))
|
| |
|
oğuzhan aydın
|
Cumartesi,29.04.2006 19:48:34
|
bu roman harika |
| bu kitabı bana öğretmen tavsiye etti.beğendiğim için günde 50 syf. falan okuyordum ve bitirdim.bence çok mükemmel bir kitap
|
| |
|
dilek kılbaş
|
Salı,21.03.2006 19:23:07
|
amcamın bana hediyesi |
| 15 li yaşlarda kendimce dogru ama vüyüklerimce yanlışlarımın bol oldugu zamanda amcam bana osmancık isimli bir kitap hediye etti öyle çok etkilenmiştimki kaçkez okudum hatırlamıyorum ama amcam amacına ulaşmış ve ben kendimi daha farklı hissediyordum çünki kitabı okumadan önce kendini osmanın yerine koy öyle oku demişti kısaca sayın tarık buğra size sonsuz teşekkür benim o zamanki düşünce ve birçok yanlışı düzeltmemi saglamama amcamla birlikte yardım ettiniz benim hayatımdaki önemli isimlerden birisiniz minnetarım teşekkürler saygılarımla... |
| |
|
aysun demir
|
Pazartesi,21.11.2005 10:23:11
|
aysun deli |
| 600 yıllık bi tarihin başlangıcına ilk adımını anlatan osmancık tek kelime ile harika bi kitap |
| |
|
yusuf karagöz
|
Perşembe,03.11.2005 22:56:28
|
yusuf karagöz |
| selamunaleyküm bence günümüzde osmanlıya dil uzatanlara en iyi cevaplar bu kitapta yer almaktadır.Akıcı ve sürükleyici bi kitap herkesin okumasını tavsiye ederim.... |
| |
|
büşra tayfur
|
Pazar,09.10.2005 17:20:40
|
osmancık |
| selamünaleyküm bu kitabı bugün tarıh hocamdan duydum bana bu kıtabı okumamı tavsıye etti.henüz okuma fırsatı bulamadım ama insaallah en kısa zamanda okuyacagım.zaten yazılan yorumlarda kıtabın baya güzel oldugu yönünde |
| |
|
hulofera a.h.a
|
Pazartesi,03.10.2005 16:05:26
|
|
| Osmancıkın benim hayatımdaki etkisi mahlas olarak kullandığım isimden belli zaten. Olay örgüsü çok güzel kurlmuş dolayısıyla çok akıcı, herkese tavsiye ederim... |
| |
|
HATİCE DOGAN
|
Cuma,30.09.2005 17:31:40
|
HATİCE |
| Bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. Bence bize tarihin diğer yönleriyle mükemmel şekilde tanıtan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Uzun lafın kısası mükemmel..... |
| |
|
tufan tukay
|
Pazartesi,30.05.2005 09:33:00
|
tufan kutay |
| İyı bir eğitim kitabı |
| |
|
KORAY ÖZTÜRK
|
Çarşamba,09.03.2005 09:45:55
|
OSMANCIK |
| TARIK BUĞRA GERÇEKTEN BÜYÜK BİR İNSAN, MÜKEMMEL BİR YAZAR. ALLAH RAHMET EYLESİN.
LİSEDE DİZİSİNİ İZLEYİNCE HAYRAN OLDUĞUM BU ESERİ ASLINDAN OKURKEN HİÇ SIKILMADIM. EDEBİ YANINDAN ZİYADE TARİHİ ROMAN OLDUĞU İÇİN KANIMCA BAZI YERLERİ HAYAL ÜRÜNÜ. MESELA GERÇEKTEN TÜRKLEŞME DEDİĞİMİZ OLAY TÜRK NÜFUSLA MI OLMUŞ YOKSA FETHEDİLEN YERLERDEKİ YERLİ HALKIN İSLAMLAŞMASIYLA MI OLMUŞ. KİTAP İKİNCİSİ İŞARET EDİYOR GİBİYDİ VE HİÇBİR ŞEKİLDE BU İSPATI OLMAYAN "TÜRKİYELİLİK-ANADOLULUK" SAÇMALIĞINA HİZMET EDER. TABİİ BURDA ESERİN YAZARININ GERÇEK AMACININ BU OLMADIĞI DA AÇIK.
|
| |
|
güven erdoğan
|
Perşembe,06.01.2005 13:17:08
|
|
|
| |
|
Demet Öztürk
|
Çarşamba,13.10.2004 11:12:43
|
Mükemmel bir roman |
| Osmanlı İmparatorluğunun temellerinin dayandığı esasları en mükemmel şekilde anlatan bir kitap. Tek kelimeyle kusursuz. |
| |
|
mehmet eker
|
Çarşamba,17.03.2004 13:03:26
|
|
| kıtabın 1'den 30'a kadar olan sayfaları |
| |
|
|
|  |
|
|
 |
EN SON ÇIKANLAR |
|
 |
 |
 |
| Attilâ |
Peyami Safa,
Tarihi Roman |
|
|
|
|
|