 |
ÖTÜKEN TÜRKÇE SÖZLÜK |
|
|
|
 |
Tavsiye Edilen Eserlerimiz |
|
|
 |
KATALOGLAR |
|
|
|
 |
SATIŞ NOKTALARI |
|
|
|
 |
Özel Türk Yurdu Okulları |
|
|
|
 |
ÇOK OKUNANLAR |
|
|
|
|
 |
 |
Arama kriterlerine göre bulunan eser sayısı: 13
Sayfa: 1/1
Gösterilen: 1 - 13
|
| |
Türk Musıkisi Nazariyatı ve Usulleri-Kudüm Velveleleri
|
Mûsıkîmiz hakkında, son otuz yıl içinde çıkmış en hacimli eserdir. Mukaddimesinde Türk Musikisinin nazariyatına dair esaslı malumat verilir. Mûsikimizin ses ve âhenk özelliklerinin temelleri mukayeseli olarak izah edilir. Nazariyatı makamlarla ve usullerle alakalı bölümler takip eder. 154 makam geniş ve doyurucu bir biçimde incelenir. Usûller zamanlarına göre açıklanır ve örneklenir. 120'nin üzerinde eser notası, bütün küçük ve büyük usûller ve bunların kudümle vuruluşları, örnekleri ile gösterilir. Bu eser her yaş ve öğrenim seviyesinde olanlara Türk Mûsikîsinin bütün inceliklerini öğretmek maksadı gütmektedir.
“İsmail Hakkı Özkan’ın gayret ve çalışmalarını her türlü takdirin üzerinde değerlendirmek istiyorum. Eser, musiki kütüphanemizde seçkin bir yer alacaktır.”
Prof. Dr. Nevzad ATLIĞ
|
Folklor ve Türkülerimiz
|
Folklorumuz ve onun en temel yapıtaşlarından biri olan Türkülerimiz hakkında yapılmış en kayda değer çalışmalardandır. Eserin her satırına nazariye ile icrayı şahsında mükemmelen birleştirmiş bir müzik adamının tecrübe ve dikkatleri sinmiştir. “Folklor, bir toplumu diğer toplumlar arasında söz sahibi kılacak özelliktir; başka kimseye benzememe ve kendine has bir şahsiyete sahip olma özelliği. Bu sebeple kişiliğin yaratıcısı, yaratma gücünün kaynağı olan folklor millî kültürümüzün temel unsurlarından biridir. Toplumu, birbirine bağlayan en ateşli folklor ünitesi ise Türküler'dir. Milletler, türkülerini hayatlarıyla yaratır, onunla bezer ve işlerler. Biz de milletimizi türkülerimizle tanır, onunla severiz. Bu sevgi fertlerin birbirlerine kaynaşmasını sağlar ve dayanışmayı yaratır.”
|
Üçüncü Selim
|
Bestekâr Sultanlarımızın en velûd ve kabiliyetlilerinden olan III. Selim’in sanatkâr şahsiyeti ve eserleri hakkındadır. “Sultan III. Selim'in, özellikle san'at severlerin nazarında farklı bir yeri vardır. Bu görüşte, siyasi hayatı, yenilikçi ruhu sebebiyle tahttan indirilmesi ve dramatik sonu, şiirleri, besteleri, bulduğu makamlar ve hattatlığı muhakkak ki etkili olmuştur. Çeşitli kaynaklardan, onun musikiye karşı beslediği derin muhabbeti anlamaktayız. Fakat III. Selim sadece bu sevgi ve ilgi çerçevesinde kalmamış, yapmış olduğu eserler, terkib ettiği veya canlandırdığı makamlar ve belki de en önemlisi, musiki hayatına getirmiş olduğu olağanüstü hareket ile musikimizin günümüze tüm ihtişamıyla gelmesinde büyük rol oynamıştır. III. Selim'in bestekârlık yönü ve günümüze ulaşan eserleri kitabın özünü oluşturmaktadır.”
Eserde III. Selim’e ait eserlerin notaları da mevcuttur.
|
50 Türk Müziği Bestekârı
|
Klasik Türk Musikisinin Abdülkadir Merâgi’den Yesari Asım Arsoy’a kadar olan temel direklerini çatan bir derlemedir. Musiki meraklılarının bestekârlar hakkında bilgi sahibi olmalarına hizmet etmek maksadıyla hazırlanmış ve elli bestekârla sınırlandırılmıştır. İlgili bölümlerde öncelikle bestekârların hayatı anlatılır. Musiki hakkındaki görüşleri, çağlarındaki ve kendilerinden sonraki çağlardaki tesirleri, eserlerinin nitelikleri değerlendirilir. Bütün sanatçıların çeşitli formlardaki eserlerinden notalarıyla birlikte örnekler verilir. Bu haliyle eser musikimizin ana duraklarını belirlemeye ve tarih içindeki seyrini gözlemeye imkân vermektedir. Eski musikimizi dolayısıyla bizi anlamak isteyenlerin mutlaka edinmeleri gereken bir eser.
|
Dede Efendi
|
Türk Musîkîsinin en büyük bestekârlarından biri belki de birincisi hakkındadır. Dede Efendi, bestelediği eserler kadar, tatbik ettiği incelikler ve yetiştirmiş olduğu öğrenciler ile de musîkî tarihimizde özel bir yer tutar. Klâsik üslûbun özünü bozmadan, mûsîkîmize getirmiş olduğu yenilikler ve bu yenilikler sayesinde mûsîkî sanatımızda açmış olduğu ufuklar, onun en önemli yönünü oluşturur. Eserde Dede Efendi'nin doğduğu ve yetiştiği muhitin özellikleriyle hayatı bütün yönleriyle anlatılır. Onu bu güne taşıyan, insan ruhunun değişmeyen yönlerine hitap eden eserleri değerlendirilir ve en seçkin eserlerinin notaları verilir. Dede Efendiyi ve onda tezahür eden medeniyetimizi anlamak için başvurulacak en kapsamlı kaynaktır.
|
Anadolu Türküleri ve Musikî İstikbâlimiz
|
Yazarın 1928’de eski harflerle yayınlanmasından sonra neredeyse unutulmaya terk edilen bu önemli ve temel eseri Prof. Mehmet Salih Ergan ve Ahmet Şahin Ak’ın on yıl süren özverili gayretleriyle kültürümüze yeniden kazandırılmıştır. Henüz derleme çalışmaları başlamadan yapılması ve mukayeseli bir tarzda yazılması sebebiyle bugün dahi istifadeye açık bir temel eserdir. “Halk şarkısı”nı tanımlar; Halk Müziğimizin ve Klâsik Müziğimizin menşeini, Batı Müziği ile iletişim kurduğu bazı etnik müziklere olan tesirlerini inceler. Musiki folklorunda usûl, Batıdaki musiki halkiyat (folklor) tetkikleri, halk türkülerinin notaya alınması, klâsik makamlar ve Anadolu ezgileri, halk türkülerinde ritim, halk sazları, Türk raksları gibi konuları aydınlatır. Türk Dünyası memleketlerinin folklor ve müzikleri ile ilk musiki folklorcularımızdan bahseder. Kullandığı sosyolojik metod sayesinde musiki istikbalimiz hakkında fikir yürütmek için bugün dahi ihtiyaç duyduğumuz bir görüş genişliğini muhtevidir.
|
Müziğin İnsan ve Hayvanlara Etkisi
|
Müziğin hissedilen, tarih içerisinde tecrübe edilen fakat pek bilinmeyen bir yönüne değiniyor. Müziğin insan ahlakı üzerindeki tesirleri nelerdir? Tarihe yön veren büyük hadiselerin bir parçası olarak müziğin rolü nedir? Müziğin tıp alanındaki kullanım sahaları nerelerdir? Hastalık ve sakatlıkların müzik vasıtasıyla tedavisi yolları var mıdır ve zaman içerisinde bu hususu ispat için nasıl tecrübeler yapılmıştır? Hayvanların müziğe olan ilgisi ve müzikle olan ilişkisi hangi çerçevededir? Ne tür müzikler hangi hayvanların hareketlerini nasıl yönlendirir? İlginizi çekecek, ufkunuzu açacak farklı bir musiki kitabı…
|
Müzikle Tedavi
|
Müziğin tedavide kullanılması, Tıp Biliminin tarihi gelişimi içerisinde gizemini korumuş ve farklı bir alakanın sebebi olmuştur. Kimi zaman haddinden fazla önemsenir, kimi zamansa küçümsenir.
“Müzikle Tedavi” ait olduğu alana ait görüş ve metodları mukayeseli bir tarzda inceleyen, uygulamalardan örnekler veren telif bir eserdir. Yazar, Müzikoterapi’nin doğuşunu ve ilk uygulamaları açıklayarak başlar. Orta Asya Türk kültüründeki yerini izah eder, Türk-İslam Medeniyeti içindeki görüntülerine yer verir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde tatbik edilen metodların ve bu metodların branşlaştırdığı hastanelerin üzerinde ayrıntılı olarak durur. Batı’dan özellikle 17.-20. yüzyıllar arasındaki Fransa’dan örnekler verir. Türk-İslam ve Batı medeniyetlerinin bu konuda ulaştıkları birikimi görmenizi sağlayacak bir eser.
|
Tatyan Havaları
|
Halk müziğimizin zenginliği yalnızca nicelik bakımından olmayıp makam, usul, tema, güfte, tür gibi nitelikleri bakımından da aynı zenginlik mevzubahistir. Bu zenginliğin ihmal edilen bahislerinden biri de Tatyan Havalarıdır. Pek çoğumuzun belki de ilk kez duyduğu Tatyan adlandırması iller içerisinde sadece Erzurum, Erzincan ve Elazığ’da kullanılmakta, diğer illerde ise, genel türkülerle aynı şekilde değerlendirilmektedir. Halk müziğimizin sayı olarak az, ancak özel bölümünü oluşturur. Eserde çeşitli yörelerde tespit edilen 20 adet numune notaları ile birlikte takdim edilir. Eserin girişinde Tatyan Havaları hakkında ve ekinde ön plana çıkan Tatyan icracıları hakkında malumat verilir. Bir kısmı aşinası olduğunuz türkülerin ortak hususiyetleri etrafında keyifli bir gezintiye çıkacaksınız.
|
Konya Halk Müziği
|
Eserde, Konya Halk Müziğine dair geniş bilgi ve notalarıyla birlikte zengin bir repertuar mevcuttur. Anadolu Halk Müziği içerisinde önemli bir yeri haiz olan Konya Halk Müziği bugün itibarı ile hak ettiği değere malik değildir. Gerek repertuar zenginliği, gerekse tavrı, üslûbu ile mahallî icraların dışına taşamamıştır. Özellikle 1940 yılında Ankara Devlet Konservatuarınca yapılan derleme çalışmalarında 500’ün üzerinde olduğu tespit edilen ezgiler notaya aktarılamamış, birçoğu arşivlerde plak ve bant malzemesi olarak kırılmış, çürümüş, atıl hale gelmiştir. Cumhuriyet döneminde Konya havaları layıkıyla icra edilememiş, özellik arz eden mahalli coşku ve ruh yansıtılamamıştır. Eser, Konya Halk Müziği’nin hak ettiği itibara kavuşması için önemli bir adımdır.
|
Mevlevî Âyînleri (The Music Of Divine Love) -Notalı-
|
|
Mevlevî âyînlerimiz Selîmîye, Süleymâniye, Sultan Ahmet gibi büyük mimarî eserlerimizin musikideki karşılığı olarak düşünebileceğimiz şaheserlerdir. Ayrıca felsefî, sosyolojik, edebî form, üslup, musiki tekniği ve estetiği bakımından üzerine ciltlerle kitap yazılabilecek bir özelliğe sahiptirler.
Mevlevî âyinleri dinî, tasavvufî Türk musikî¬sinin en ihtişamlı eserleridir. Dört selâmı da bestelenmiş bir âyin-i şerif tek makamlı olabileceği gibi en büyük çoğunluğunda çeşitli, yakın uzak makam geçkileri yapılmış, türlü prozodik ve müzikal ustalıklar gösterilmiştir. Fakat bütün bunlar ilham öyle geldiği için kendiliğinden olmuş, san’at gösterisine kalkışılmamış, çok samimi ve vecdâver eserlerdir.
Bazı âyinler bir, bazısı iki selâm halinde bestelenmiştir ki bunlar diğer uygun makamlı âyinlerin eklenmesi suretiyle tamamlanıp icra edilirler.
Âyin besteciliği kolay bir iş değildir. Belki bütün diğer dallardan daha zordur. Çünkü aşk, bilgi ve ilham gerektirir. Birtakım notaları, biçim ve usûl kurallarına uyarak yan yana getirmekle âyin bestelenmiş olmaz. Bu yolla belki 50-60 sayısı ortaya çıkar ama bunlara “âyin-i şerif” denmez ve bunlar “meydan görmez”, ki örnekleri vardır.
Bütün gerçek âyin bestekârlarının ruhları şâd, himmetleri hazır ola.
“Sensin beni lâfzınla süren sen, heyecânâ
Gönlüm gelir, aşkınla senin hep cevelânâ
Etdimse kusur affına geldim yüce Pîrim
Reddetme beni eyle kabul Hazret-i Mevlâna”
İsmail Hakkı Özkan
|
Mawlawi rituals are masterpieces that in their musicality may be considered to correspond to our great architectural Works such as the Selîmiye, the Suleymâniye and the Blue Mosques. Moreover, they have aspects that can be discussed in volumes in terms of philosophy, sociology, literatura, form, stle, musical technique and aesthetics.
Mawlawi ritual pieces of music are the greatest works of religious, mystic Turkish music. An âyin-i şerif, all four greetings of which have been composed, might have only one rhythmic pattern, but generally it includes various, long or short pattern transitions. Many prosodic and musical skills are exhibited. However, these are spontaneous, heart-felt, fascinating works produced with inspiration. In these works, there is no evidence of artistic pretension.
Some pieces of ritual music have been composed as one greeting, some two. They were completed and performed together with the addition of other pieces of composition in harmonious modes.
Being ritual music composer is not easy, perhaps harder than any other branch of music because, as mentioned before, love requires knowledge and inspiration. Ritual music cannot be composed just by obeying rules and bringing certain notes, forms and patterns together. In that way, you will perhaps get the number of fifty or sixty, but they are not called âyin-i şerif and they are not works of maturity. We have some examples.
May all composers rest in peace, and may God be their helper.
"It is you who draws me to excitement by the words
My heart palpitates always by your love
O, the noble Pir, pardon me for my mistakes
O, the Exalted Mawlana, refuse me not, but take me on"
İsmail Hakkı Özkan
|
• Na’t
• Pençgâh Mevlevî Âyîni
• Dügâh Mevlevî Âyîni
• Hüseynî Mevlevî Âyîni
• Bayâtî Mevlevî Âyîni
• Segâh Mevlevî Âyîni
• Rast Mevlevî Âyîni
• Uşşâk Mevlevî Âyîni
• Çârgah Mevlevî Âyîni
• Hicâz Mevlevî Âyîni
• Nühüft Mevlevî Âyîni
• Hicâz Mevlevî Âyîni
• Nihâvend Mevlevî Âyîni
• Bestenigâr Mevlevî Âyîni
• Irak Mevlevî Âyîni
• Sûz-i Dilârâ Mevlevî Âyîni
• Acem-Bûselik Mevlevî Âyîni
• Hicâz Mevlevî Âyîni
• Şevk-u Tarâb Mevlevî Âyîni
• Nevâ Mevlevî Âyîni
• Sabâ-Bûselik Mevlevî Âyîni
• Sabâ Mevlevî Âyîni
• Bestenigâr Mevlevî Âyîni
• Hüzzâm Mevlevî Âyîni
• Ferahfezâ Mevlevî Âyîni
• Şedd-i Arabân Mevlevî Âyîni
• Ferahnâk Mevlevî Âyîni
• Nev-Eser Mevlevî Âyîni
• Isfahân Mevlevî Âyîni
• Sûznâk Mevlevî Âyîni
• Sûz-i Dil Mevlevî Âyîni
• Mâye Mevlevî Âyîni
• Sabâ-Zemzeme Mevlevî Âyîni
• Sûznâk Mevlevî Âyîni
• Bûselik Mevlevî Âyîni
• Karcığar Mevlevî Âyîni
• Rahâtü’l-Ervâh Mevlevî Âyîni
• Dügâh Mevlevî Âyîni
• Acem-Aflîrân Mevlevî Âyîni
• Bayâtî-Bûselik Mevlevî Âyîni
• Müsteâr Mevlevî Âyîni
• Dil-Keflîde Mevlevî Âyîni
• Bûselik-Aflîrân Mevlevî Âyîni
• Rûy-i Irâk Mevlevî Âyîni
• Yegâh Mevlevî Âyîni
• Sultânî-Yegâh Mevlevî Âyîni
• Niyâz İlâhîsi |
Itrî •73
Beste-i Kadîm •79
Beste-i Kadîm •98
Beste-i Kadîm •117
Kûçek Derviş Mustafa •139
Itrî •159
Nâyî Osman Dede •181
Nâyî Osman Dede •209
Nâyî Osman Dede •230
Nâyî Osman Dede •250
Eyyûbî Hüseyin Dede •272
Seyyid Ahmed A¤a •292
Seyyid Ahmed A¤a •312
Bursalı Sâdık Efendi •330
Abdürrahim Şeydâ Dede •349
III. Selim •371
Abdülbâki Nâsır Dede •389
Künhî Abdürrahim Dede •406
Dede Efendi •428
Dede Efendi •450
Dede Efendi •469
Dede Efendi •493
Dede Efendi •511
Dede Efendi •532
Dede Efendi •553
Nakşî Dede •572
Rifat Bey •591
Rifat Bey •607
Zekâî Dede •624
Zekâî Dede •641
Zekâî Dede •661
Zekâî Dede •680
Zekâî Dede •701
Selânikli Necîb Dede •718
Bolâhenk Nûri Bey •734
Bolâhenk Nûri Bey •752
Ahmed Hüsâmeddîn Dede •770
Celâleddîn Dede •787
Hüseyin Fahreddîn Dede •812
Ahmed Irsoy •827
Ahmed Irsoy •845
Ahmed Avni Konuk •861
Ahmed Avni Konuk •878
Ahmed Avni Konuk •896
Rauf Yektâ Bey •913
Kâzım Uz •933
Anonim •948 |
|
Türkülerin Dili
|
Türkülerimiz, hakikati olduğu gibi görüp söylemekten çekinmeyen ermişlerin ve cesur kimselerin söylemleridir. Türk insanının düşünen, soran; seven, küsen; gülen, ağlayan kalbinin içi görülür türkülerde. Onlar bizim hayat hikâyelerimizidir, bizi anlatır asırlardır.
Türkülerimizdeki sırları çözebilmek, o sıcak anlatımların tadına varabilmek Türk dilinin anlatım gücündeki kudret ve zenginlikle ezginin oluşturdu ahengi birlikte hissetmek, türkülerimizi derinlemesine anlamak ve kavramak için şarttır.
Ömrünün yaklaşık yarım asrını türkülere vermiş ve bu alanda ciddiyeti, kalitesi tartışılmaz çalışmalarıyla tanınmış olan Mehmet Özbek, sanatçılara, türkü dinleyicilerine yardımcı olmak amacıyla Türkülerin Dili’ni hazırladı. Bu eser, TRT halk müziği repertuarına giren ve yaygınlık kazanmış olan 5773 türkü metni incelenmek suretiyle ortaya konmuştur. Bu eserde, geniş kitlelerce ve özellikle genç nesillerce bilinmeyen; unutulmuş veya yalnızca halk ağzında canlılığını sürdüren sözcüklerin anlamları ile bazı deyimlerin arka planları açıklanmış ve böylece türkü sözlerindeki anlam zenginliği ortaya konulmak, aynı zamanda süregelen söz yanlışlıkları düzeltilmek maksadı güdülmüştür.
Dileriz ki bu çalışma, ilgilenenlerin ufuklarını açmağa, onların güzel hayallerini beslemeğe vesile olur.
|
Türküler Dile Geldi
|
Prof. Dr. Özkul ÇOBANOĞLU: “Türküler, Türklerin büründüğü bin bir ruh halinin terennümüdür. Halkbilimi ürünlerimiz ve halk hayatımızın süreçleri arasında türkülerden daha kültürümüze özel bir tür bulabilmek kolay değildir. Dahası, Türk kültürüne ilgi duyacaklar için de en kestirme yol türkülerden geçer demek yanlış olmasa gerek. Bu kitapta ise daha da fazlası var: Türküler öyküleriyle birlikte yer alıyor…”
Doç. Dr. Dilaver DÜZGÜN: “Tarihin çok eski devirlerinde ortaya çıkan halk ezgileri, zaman içinde toplumların yaşayış biçimlerine, hayat tarzlarına, düşünce dünyalarına ve kültürel özelliklerine göre şekillenerek içinde doğdukları toplulukların çok etkili tarihî belgeleri olarak yaşamışlardır. Halk ezgileri hem ezgi yapısıyla hem de söz dağarcığıyla toplumların belirgin vasıflarını taşıyıcı unsur olmaya bugün de devam etmektedir. Bu sebepledir ki “Bir milletin türkülerini yapanlar, kanunlarını yapanlardan daha güçlüdür.” Bu eser, türkülerin ihmal edilen yönlerini, onlardaki şiiri, hikâyeyi, müziği, konusu ve içyapısıyla derinlemesine irdeleyen en kapsamlı eserlerden birisi olması ve bol miktarda malzemeyi geniş kitlelere sunması bakımından da büyük bir değer taşımaktadır.”
Doç. Dr. Cengiz ALYILMAZ: “Acının, kederin, hüznün, çilenin, kaygının; sevincin, neşenin, umudun, mutluluğun, huzurun; yangının, yakarışın; hoşgörünün; mizahın; eleştirinin, ortak adı türküler… Tarihi Türk Milleti’nin tarihiyle denk türküler… “Türk”ü söyleyen, “Türk”ü anlatan Türküler… Atsız kahramanların üstat şairleri, yazarları kıskandıran ürünü türküler… Ciltler dolusu romanların ifade edemediği duygu ve düşüncelerin en yalın, en içten, en seçkin sözcüklerle, deyimlerle; ezgilerle dile getirdiği türküler… Dr. Merdan GÜVEN, ortak Türk kültürü ve uygarlığının, yaşayış ve inanışın ürünü türkülerin ardındaki gizemi bir kuyumcu titizliğiyle ortaya koyuyor Türküler Dile Geldi adlı eseriyle… Bugüne kadar birçoğu yalnızca konunun uzmanları tarafından bilinen veya arşivlerin tozlu raflarında unutulmaya yüz tutan türküler, en özgün biçimleriyle ve bütün ayrıntılarıyla Dr. GÜVEN’in akademik çalışması sayesinde gün yüzüne çıkıyor. Kitap, türkülerle ilgili bundan sonra yapılacak çalışmalara hem içerik hem de sistem bakımından kaynak teşkil edecektir.
|
|
|  |
|
|
 |
EN SON ÇIKANLAR |
|
 |
 |
 |
| Attilâ |
Peyami Safa,
Tarihi Roman |
|
|
|
|
|