 |
ÖTÜKEN TÜRKÇE SÖZLÜK |
|
|
|
 |
Tavsiye Edilen Eserlerimiz |
|
|
 |
KATALOGLAR |
|
|
|
 |
SATIŞ NOKTALARI |
|
|
|
 |
Özel Türk Yurdu Okulları |
|
|
|
 |
ÇOK OKUNANLAR |
|
|
|
|
 |
 |
Arama kriterlerine göre bulunan eser sayısı: 60
Sayfa: 1/4
Gösterilen: 1 - 15
|
| |
Kıpçak Türkleri
|
XI. ve XII. Yüzyıllarda Karadeniz’in kuzeyinde geniş bir alana yayılarak siyasi bakımdan etkili olan, farklı şekillerde mevcudiyetini günümüze dek sürdüren Kıpçak Türklerini bütün yönleriyle ele alan bir kitaptır. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Kıpçakların kökenleri, siyasi tarihleri, yayıldıkları alanlar, göçleri, komşularıyla ilişkileri ve bugün yaşamakta oldukları yerler aydınlatılır. İkinci bölüm Kıpçakların diline, bu dille verdikleri eserlere, aile yapılarına, toplumsal bir varlık olarak kadına verdikleri öneme, ekonomik durumlarına ve sanat-mimarî anlayışlarına ayrılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümü ilk iki bölüme nazaran hiç işlenmemiş olan bir konuya değinir: Kıpçakların dinî tarihine. Geleneksel din tarihimiz içerisinde Kıpçakların yeri, Kıpçakların farklı zamanlarda ve değişik dinler karşısında aldıkları tavırlar açıklanır. Kıpçak Türklerini daha yakından tanımak için…
|
|
Yorumlar(2) |
|
|
EMRE YILDIRIM
|
Cuma,26.08.2005 14:15:16
|
Kıpçak |
| BENCE KIPÇAK TÜRKLERİ ANADOLUYA İNMİŞ VE SIRAYLA(KAHRAMAN MARAŞ-AVŞIN VE DAHA SONRA TOPRAĞI VE İKLİMİ ORTA ASYA YA BENZEDİĞİ İÇİN YUKARI ÇIKARAK SİVAS IN KANGAL İLÇESİNE GÖÇ ETMİŞTİR.... |
| |
|
volkan kara
|
Salı,15.06.2004 18:07:06
|
anadolu güvenliği |
| kırımda yasayan bu türk grubu diğer kavimlerle (slav,rus vs)savasmasaydı bu kavimler kısa süre de anadoluya inerlerdi en az bi asır kadar önce hemde üstelik tatarların türkleşmesinde de önemli rol oynamışlardır sadece din açısından değerlendirmemek lazım bence de
|
| |
|
Dünya Nüfusunun İktisat Tarihi
Cipolla
Tarih
İstanbul - 1992
ISBN 978-975-437-085-9
Aktaran: Mehmet Sırrı Gezgin - 1. Hamur - 12x19,5 cm - 136 sayfa
Fiyatı: 9,50 TL
İndirimli Satın Al |
İktisat Tarihini Dünya ve ülkelerin nüfuslarıyla alakalandırarak tahlil eden, orijinal tezler ileri süren kayda değer bir eser. İktisadî teşkilatlanmanın üç merhalesi olarak kabul ettiği avcılık, ziraat ve sanayi dönemlerinin kendi içlerindeki nüfus-iktisat ilişkilerini ve bir merhaleden diğerine geçiş sırasında ortaya çıkan değişmeleri inceler. Dünya günden güne daha küçük hale gelmekte, binlerce yıldan beri birbirine kapalı kalmış toplumlar hızla birbiriyle ilişki kurmakta hatta çatışmaya girmektedir. Bu zaviyeden bakıldığında gelecekte bizleri nüfusla alakalı ciddi problemler beklemektedir. Kalkınma ile nüfus artışı arasındaki bağlantıdan başlayarak pek çok konuda ufuk açan, geçmiş, bugün, gelecek eksenine oturtulmuş bir eser…
|
Tarihte Türkler
|
Sosyoloji ile tarihin birbirinden ayrılmayacağını düşünen mütefekkirin tezlerini üzerine bina ettiği tarih algılamasının siyasi kısmının tasviridir. Üzerinde ittifak edilmiş tarihî hadiseler kronolojik sırayla ve çekici bir üslupla anlatılır. Türklerin kurduğu ilk imparatorluk olarak tavsif edilen Hunlardan başlayarak son imparatorluk Osmanlı’nın yıkılmasına kadar olan dönem ele alınır. Konular önemlerine göre sınırlandırılır ve çağımıza yaklaştıkça teferruatlandırılır. Kültürümüzün temel tarihî kaynaklarıyla kurulan sağlıklı ilişki her cümle ve satıra sinmiştir. Her yaştan insanların okuyabileceği, iddiası iddiasız olmakta gizli bir Türk Tarihi…
|
Gagauzlar
|
Gagauzlar dinî tercihleri, yerleştikleri bölgeler, kültürleri ve mücadeleleri ile Türk Dünyası’nın en renkli kuşaklarından birini temsil ederler. Onların Türk Tarihi içerisindeki yeri ne yazık ki layıkıyla değerlendirilmemiş, kendileriyle birkaç teşebbüs haricinde fazla ilgilenilmemiştir. İki değerli araştırmacı bu kitaplarıyla Gagauzları tüm Dünyanın dikkatine sunuyor. Gagauzlar kimlerdir? Tarih içerisinde nasıl roller üstlenmişler, nerelerden nerelere göç etmişler, nerelerde hangi devletleri kurmuşlar, hangi büyük güçlere direnmişlerdir? Din anlayışları ve bu anlayışın özellikleri nelerdir? Gagauz folklorunu oluşturan örfler, âdetler, törenler, olağanüstü varlıklarla ve tabiatla ilgili görüşlerin ortak noktaları ve hususiyeti nedir? Titiz, şümullü ve tatminkâr bir eser...
|
Türk Milli Kültürü
|
Yazarın kültürümüzle alakalı olarak erken bir dönemde yazdığı ve kendisinden sonra yapılan çalışmalara yol gösteren eseridir.“Her millet maddî imkânları ve manevî değerleri ile bir kültür bütünüdür. Bir millet yaşamakta ise, onun bir kültürü olacaktır. Biz de takriben 4000 yıllık tarihe sahip Türk milletinin kültürünü araştırdık. Asya bozkırlarında gerçekleştirilen bu kültürü çeşitli cepheleri ile belirtmeğe çalıştık. Kültür unsurlarının da zamanın ve çevrenin şartlarına uygun bazı değişiklikler gösterdiği, fakat ana vasıflarını daima koruduğu gerçeğinden hareket ederek yaptığımız iş, bütün yönleri ile Türk milletince ortaya konup geliştirilmiş kültürün çatısını kurmak ve onun yüzyıllarca karakterini muhafaza eden özelliklerini tespit etmek gayretinden ibarettir.”
|
Endülüste Raks - Aşk Üstüne, Âşıklar Üstüne
|
“Avrupa denen sanal kıtanın en karmaşık ülkesidir İspanya. Pirenelerden aşağısı bir başka diyar. Kimine göre: Afrika başlar orada.. gündüz kavurur, gece dondurur; bir çöl. Her türlü yalnızlığı bu yerde öğrenir insan: içine kapanır, görünmeyene kanatlanır. Bir de “Küçük Afrika” var boğazın ötesinde: Afrikanın Avrupaya uzanmış kuzey bölgesi. Hem Akdenize kıyısı var, hem Atlas okyanusuna. Ama ikisi bir bütün. Yarımada ile “Küçük Afrika”, bir kendine özgülüğü paylaşır. Yarımadanın tarihine, yedi yüzyıl boyunca, işte bu bütünlük yön verecektir. Müslüman Batının -Fas’la Endülüs’ün- ortak tarihi, aradaki birliği, bütünlüğü, tarihteki yazgılarının ortak olduğunu, en çok da, Fas tarihinin İspanya’daki olaylar üzerinde nasıl etkili olduğunu vurgulamaktadır. Hegel, bu bütünlüğe hiç değinmiyor. Yedi yılda fethedildi yarımada. Geri verilmesi yedi yüzyıl sürdü. Bu arada ne oldu? Endülüs dönüştü İspanya oldu.. “dil” oldu (ispanyolca), bilinç oldu (ispanyol). Evet, Endülüs’ten önce de vardı İspanya. Ama Roma için vardı. Yetiştirdiği kişilerin kökleri İspanya, gövdeleri Romaydı. Endülüs, bir kişilik getirdi İspanya’ya.”
|
Maziye Bir Nazar
|
Mahmud Muhtar Paşa, yaşadığı devrin önemli şahsiyetlerindendir. Ordu kademelerinde ve devlet idaresinde birçok görevlerde bulunur. Diplomasinin altın çağı olan 19. yüzyılın ikinci yarısına ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e doğru giden döneme olayların içerisinde bir kişi olarak şahit olur. Maziye Bir Nazar, Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın eseridir. 1878’den başlayarak kırk yıla yaklaşan bir sürede diplomatik dansların, tertiplerin ve hırsların, büyük kafalı, hırslı, ileri görüşlü; yahut ufuksuz, hırçın, dar görüşlü ve kibirli diplomatlarla nasıl oynandığını veciz örneklerle gösterir. Diplomasi ve dış politika ile dahası yakın tarihimizle ilgilenenlere rehberlik edecek seviye ve üslupta bir eserdir.
|
Türk Okçuluğu ve Sultan Mahmud'un Ok Günlüğü
|
Günümüzde ok yalnızca savaşta kullanılan bir âlet olarak görülmekte, oklarla ilgili sanatlar, okçulukla ilgili incelik, örf ve ritüeller bilinmemektedir. Keza Sultan II. Mahmud pek çok yönleriyle değerlendirilirken onun okçuluk yönüne hiç temas edilmemektedir. Yazar, sahaf ve eskicilerde dolaşırken tesadüf ettiği günlüğü bir süre muhafaza ettikten sonra kültürümüze kazandırmaya karar verir. Günlük, Sultan Mahmud’un Okmeydanı’nda ok attığı günler ve atışta gösterdiği muvaffakiyetler üzerindedir. Sultan Mahmud, rekorlar kırmış, uzun ve isabetli atışlarıyla meşhur bir padişahtır. Eser okçuluk hakkındaki umumî malumatla, okçuluğun Türk Tarihindeki yeriyle, Peygamberin okçulukla alakalı hadisleriyle, Okçuluk terimleri sözlüğüyle ve Sultan Mahmud’un okçuluğu hakkında yazılmış yazılarla zenginleştirildi. Günlüğün orijinali tıpkıbasım olarak eserin sonuna eklenmiştir.
|
1917 Ekim İhtilali ve Türk-Tatar Meclisi
|
Bolşevik İhtilalinin patlak verdiği dönemlerde Rusya'nın Avrupa kısmında, İdil (Volga)-Ural bölgesinde yaşayan Türk soylularının demokratik bir parlamenter sistem kurarak kendilerine sosyal, kültürel ve siyasi haklar kazanmak uğrunda yaptıkları mücadeleyi inceler. Kurulan Millet Meclisi, kanlı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Tatar-Başkurtların güç kullanmadan bir sonuca ulaşma arzularının olağanüstü bir örneğini teşkil eder. Dolayısıyla bugün dahi Rusya deryası içinde yaşayan Tatar-Başkurtlarda bu nevi bir yaklaşım güncelliğini korumaktadır. Yazar, bu demokratik mücadelenin 1917 şartlarında başarıya ulaşamamasının nedenlerini irdeleyerek, pek bilinmeyen bir olguyu anlatmakta ve tarihî derslere işaret etmektedir.
|
Türk Dünyası Tarihi ve Türk Medeniyeti Üzerine Düşünceler
|
Türk Dünyası tarihçiliğine yeni bir bakış getirmiştir. Türk tarihi, Türkiye dışındaki Türk sahalarının ve idarelerin tarihleri ihmal edilmeyerek müşterek olarak ve asır asır değerlendirilmiştir. Eserin girişinde yazarın Türk medeniyetinin esaslarına ve inkişafına dair görüşlerine yer verilmiştir. Tarihî hadise ve süreçlerin hikâyeciliğe yakın bir üslupla ele alınması kitaba öğretici bir hoşluk katmıştır. Baştan sona zevkle okumak ve ihtiyaç duydukça tekrar tekrar bakmak için…
|
Bozkır İmparatorluğu
|
Korkuyla birleşen bir saygının, şaşkınlıkla birleşen bir hayranlığın ifadesidir. Tarihte daima hâkim bir rol oynamış, bir zamanlar dünya milletlerinin kaderini çizmiş olan Türklerin Asya bozkırlarındaki muhteşem tarihî maceralarını anlatır. Milletimizin karakterini etkileyen göçebelik, göçebe ve bozkır medeniyeti, buna bağlı olarak Asya ve özellikle Orta Asya Türk Tarihi, eserin ana konularını teşkil eder. Olay ve olgular, kitabın kapaktaki adında da zikredilen üç cihangirin silsilesi takip edilerek anlatılır: Atilla, Cengiz Han ve Timur… “Bu kitabın başlığında yazılmış üç kudretli ismin etrafında ve onları anlatarak, on asırlık tarih boyunca Çin sınırlarından Batı’nın sınırlarına yürüyen büyük göçebeler kavmini hatıra getirmek istedim.”
Yalnız tarihçilere değil bozkırdan neşet eden kültür ve medeniyetimizin tarih içerisindeki görünümlerini merak eden herkese hitap eder.
|
Kafkasya Oğuzları veya Türkmenleri
|
Türkmenistan İlimler Akademisi Dil İlimleri Enstitüsü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sapar Kürenov'un Kuzey Kafkasya Oğuzları'nın tarih ve kültürleri hakkında kısa bilgiler verdiği bir çalışmasıdır. Büyük kısmı Anadolu'ya gelen Türkmenlerin, önemli sayılabilecek bir kısmı da XIV. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar Kuzey Kafkasya'ya yerleşmişlerdir. Bu Türkmenler yerleştikleri bölgelerde dillerini ve kültürlerini devam ettirmişlerdir. Kitapta Kuzey Kafkasya Türkmenlerinin kültürel ve manevî zenginlikleri, halk hikâyeleri, dilleri, şairleri, muhtelif folklorik özellikleri ile bu Türkmenler arasından derlenmiş atasözleri (nakıllar) ve bilmeceler (matallar) yer almaktadır.
|
Tarihten Günümüze Irak Türkmenleri
|
Irak'ta yüzyıllardan beri varlık gösteren Türkmen toplumu, köklü geçmişine, ülkede bıraktığı zengin tarihî ve kültürel mirasa, günümüzde bile hâlâ canlılığını koruyan gelenek, görenek, folklor ve halk müziği ürünlerine rağmen, bilinçli veya bilinçsiz biçimde gözardı edilmekte, varlıkları yok sayılmak istenmektedir. Yanı başımızda bulunan, bundan 75-80 yıl önce Mardin, Gaziantep veya Şanlıurfa gibi, Anadolu'nun birer şehri olan Musul, Erbil ve Kerkük'te yaşayan Türkler, bin yıldan fazla bir süre Türkiye ile aynı kaderi paylaşmış olmalarına karşın, Türkiye'de dahi yeterince ve doğru biçimde bilinmemektedir. Türkülerini her gün dinlediğimiz bu insanların, yıllardır çektikleri çileleri, yaşadıkları acıları da fazla bildiğimiz söylenemez. Türkmenlerin siyasî tarihlerine ışık tutan, Türkmen toplumun özellikle Birinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar olan macerasını anlatan bir eser...
|
Fener Patrikhanesi ve Türkiye
|
“Fener Rum Ortodoks Patrikhânesi" hakkında yapılmış bugüne kadarki en derli toplu ve derinlikli araştırmadır. Çok geniş ve yıllarca süren bir araştırmanın sonucudur. Patrikhânenin ve Ortodoksluğun, Türkiye'nin hayatı için nasıl siyasî bir rol oynadığı, ne tür faaliyetlerde bulunduğu, yapısı ve işleyişi başta arşiv belgeleri olmak üzere sağlam kaynaklara dayanarak, duygusallık katılmadan ortaya koyulur. Patrikhane'nin tarihî yeri, siyasî faaliyetleri, Megalo İdea gaye ve hedeflerinin tarihteki tezahürleri… Bu baskıya, patrikhane'nin, son yıllardaki faaliyetleri de eklenmiştir. Mukayeseye imkân tanımak bakımından bir bölüm de "Türk Ortodoks Patrikhanesi"ne ayrılmıştır.
|
Tarihten Günümüze Rus Yayılmacılığı ve Yeni Kurulan Cumhuriyetler
|
Toplumlar için "yıldızın parladığı anlar" vardır. Bu zaman dilimleri çok kısadır. Cengiz Han'ın Moğol kabilelerinin başına geçtiği dönem, onlar için böyleydi. 1481 yılında Altınordu Devleti'nin yıkılması, Ruslar için böyle bir zamandı. Bizim tarihimizde de Dandanakan, Malazgirt, Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılması ve Osmanoğullarının öne çıkması gibi pek çok zamanlar vardır. Bu zamanlarda yıldızımız bize göz kırpmıştı. 1991 yılında Sovyetlerin yıkılması da yıldızımızın parladığı yeni bir zaman diliminin başlangıcı oldu. Asırlardır bir araya gelemeyen Türk topluluklarının önlerindeki en büyük engel ortadan kalktı ve bir damla kan dökmeden bağımsızlıklarına kavuştular. Bu eser, yakın tarihin bu en önemli olgularından birini tartışmaya açıyor.
|
|
|  |
|
|
 |
EN SON ÇIKANLAR |
|
 |
 |
 |
| Attilâ |
Peyami Safa,
Tarihi Roman |
|
|
|
|
|