1 1 1 1 1 1 1 1
EN SON ÇIKANLAR
 
Aşk Sır İstanbul
Aşk Sır İstanbul
Asuman Güzelce
Roman
Hayat ne kadar güzel olurdu, insan hem “âşık”, hem de “sadık” olmayı becerebilseydi.
Yıllar sonra eşinin ısrarıyla doktorasını tamamlamak için fakülteye dönen Çağlayan, tez danışmanı Halit Sırlı’ya âşık olur.
Bir masal, bir hayal değil yaşadığı gerçeğin ta kendisidir bu.
Hayatın ta içi.
Aşk hastalığından kendini kurtaracak zatı arayış. Kıvrak bir zekâ, müthiş bir tecessüs ve bilgi açlığı, içine girdiği tasavvufu tanımak için son derece samimi bir çırpınış.
17
60'lılardan Vatan Kurtarma Hikâyeleri
60'lılardan Vatan Kurtarma Hikâyeleri
Kolektif
Hatırat
Acar Okan, Ahmet İyioldu, Cezmi Bayram, Mustafa Kahramanyol, Namık Kemal Zeybek, Nuri Gürgür, Şerafettin Yılmaz ve Yücel Hacaloğlu; onlar 60’lı yılların başlarında, üniversite yıllarında bir araya gelmişlerdi. Yaşları birbirine yakındı. Buluştukları ortak paydaları Türk milliyetçiliğiydi. Aynı fikirleri ve duyguları paylaşıyorlar, benzer rüyalar görüyorlardı. Ülkemize ve milletimize hizmet heyecanı taşıyorlar, bunun mücadelesini vermek istiyorlardı. Her yönüyle kendi eserleri olan bir kuruluşun, Üniversiteliler Kültür Derneği’nin çatısı altında bu maksatla çalışmaya başladılar.

Fakültelerini bitirip hayata atıldıktan sonra üniversiteden siyasete, bürokrasiden ticarete ve sivil toplum kuruluşlarına kadar değişik yerlerde, makamlarda bulundular; önemli görevler, sorumluluklar üstlendiler. Aradan geçen yarım yüzyıl boyunca nerede bulunurlarsa bulunsunlar, yola çıkarken benimsedikleri fikri çizgilerini, hizmet heyecanlarını ve dostluklarını korudular. Türk milliyetçiliği ülküsüne hizmet etmenin onurunu, hazzını duydular. Hikâyeleri bir bakıma siyasi, sosyal ve ideolojik önemli olayların yaşandığı Türkiye’nin son yarım asrının aynasıdır.

Aralarından ebedi âleme intikal edenler de oldu. Bu sebeple bazı boşluklar bulunsa bile, milliyetçi camianın bir neslini yakından tanımak ve bazı olayların arka plânını öğrenmek bakımından bu kitapta yazılanların ilgi göreceğini, yararlı olacağını düşünüyoruz.
40
Çanakkale Cephesinden Mektuplar
Çanakkale Cephesinden Mektuplar
Guy Warneford Nightingale
Tercüme: Yahya Yeşilyurt - Recep Gülmez
Tarih
“Güney Afrika’da 3 yıl içinde kaybettiğimizden daha fazla asker ve subayımızı Çanakkale’ye çıkan bu taburda ilk 3 gün içinde kaybettik!” Çanakkale’ye çıkarma yapan birliklerde bulunan İngiliz muhabereci Guy Warneford Nightingale yaşadığı şoku, ailesine yazdığı mektuplarda işte bu cümlelerle ifade ediyor. Çanakkale’yi kısa sürede geçip, İstanbul üzerinden Rusya’ya yardım götürmek ve Osmanlı Devleti’nin payitahtını işgal ederek onu saf dışı bırakmak isteyen İtilaf Devletleri’nin bir daha asla unutamayacakları Türk direnişine birinci elden şahitlik eden Nightingale, İngilizlerin Çanakkale’ye gelmeden önceki ve geldikten sonraki psikolojilerini ve orada yaşadıklarını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Sansürsüz bir şekilde yayınlanan bu mektupların Çanakkale Savaşları’yla ilgili literatüre önemli bir katkı sunacağı kanaatindeyiz.
15
Kadercilik
Kadercilik
Mustafa Macit
Akademik Çalışmalar
Kadercilik, insan hayatının doğaüstü bir güç ya da güçler tarafından önceden belirlendiği ve bu belirlenmişliğe uygun bir tarzda yaşandığı düşüncesine dayanır. İlk bakışta ilahi dinler kaynaklı gözükse de bu düşüncenin ilah kavramının olmadığı kültürlerde de yer edindiği gerçeği, onun, insanlığa, toplumsallığa dair bir yönünün olduğunu gösteriyor. Kaderciliği toplumsallığın bir ürünü ve sosyal psikolojik açıdan incelemeye değer olması anlamında sosyal psikolojik bir problem olarak ele alan Mustafa Macit, kaderciliği, kader inancının toplumsallaşmış bir uzanımı ve bir paradigma olarak varsayıp çözümlemiştir. Bu varsayımın koordinatları içerisinde çalışmasının asıl ilgi alanını konunun teolojik, metafizik ya da felsefi boyutlarından çok toplumsal boyutları üzerinde yoğunlaştırmış ve kaderci paradigmanın sosyal psikolojik, sosyo-kültürel arka planını ve bunların gündelik hayata yansımalarını göstermeye çalışmıştır.
12
Vakıf Üniversiteleri Hukuku
Vakıf Üniversiteleri Hukuku
H. Fehim Üçışık
Güncel Meseleler
1982 Anayasasının üniversitelerin, Devlet tarafından kurulmasının yanısıra, kazanç amacı gütmemek şartıyla vakıflarca da kurulabilmesini ve bu üniversitelerin, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden Devlet üniversitelerine ilişkin Anayasa hükümlerine tabi olmasını öngörmesi üzerine, sayıları 70’i aşan vakıf üniversitesi kurulmuştur. Bu üniversiteler, yıllardır hemen her alanda mezun vermektedir ve toplam öğrencileri, yenilerinin açılması, yeni bölüm ve fakülteler eklenmesi ve kontenjanlarının artırılması sonucu hızla artmaktadır. Bu gelişime paralel olarak öğretim elemanları da çoğalmaktadır. Buna rağmen henüz vakıf üniversiteleriyle ilgili çeşitli hususlarda uygulama birliği sağlanamamıştır. Vakıf üniversitelerinde binlerce öğretim elemanı çalıştığı halde, bu kişilerin özel hukuka mı, kamu hukukuna mı veya hangi hususlarda özel hukuka, hangi hususlarda kamu hukukuna tabi oldukları, vakıf üniversitelerine karşı adli yargıda mı, idari yargıda mı dava açılması gerektiği konuları yargı kararlarıyla çözümlenmektedir. 31.12.2005 tarihinde yayınlanmış olan Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin öğretim elemanlarına ilişkin bir düzenlemesi de yargı kararıyla iptal edilmiş bulunmaktadır. Bu yayınımızda, vakıf üniversitelerinin Devlet üniversiteleriyle birlikte tabi oldukları temel esaslar, vakıf üniversiteleriyle ilgili özel düzenlemeler ve yargı kararları ile bazı yazarların görüşleri aktarılmaya, bazı hususlarda ilk ve ortaöğretime ilişkin 08.02.2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanunu ile karşılaştırmalar yapılmasına ve çeşitli konularda kişisel görüş ortaya konmasına çalışılmıştır.
12
Robinson Crusoe
Robinson Crusoe
Daniel Defoe
Tercüme: Belma Aksun
Roman
Klâsik sıfatını gerçekten hak eden, Daniel Defoe’nun en meşhur romanı olan Robinson Crusoe, çok yönlü okumalara imkân veren; egzotik bir macera romanı olmasının yanında, hem yalnızlık psikolojisini yansıtır, hem ekonomik bireyciliğin, şifrelenmiş gizli bir özgeçmişin izlerini taşır, hem de emperyal bir genişleme hayalini ve kehanetini içinde barındırır. Gene de bunların hiç biri onu tümüyle ifade etmeye yetmez. Robinson Crusoe, okumaya başlayınca elinizden bırakamayacağınız, her olayı adeta kahramanı ile birlikte yaşayacağınız sürükleyici bir macera romanı ama sadece macera romanı olarak okunamayacak, okunmaması gereken, çok yönlü bir eser.
22
İktisat Sosyolojisine Başlangıç
İktisat Sosyolojisine Başlangıç
Mehmet Eröz
Akademik Çalışmalar
Malumdur ki, iktisadî olayları ve konuları anlamada tarih, sosyoloji, halk bilimi, antropoloji ve benzeri bilim dallarının önemli yeri vardır ve bu bilim dalları iktisadî gelişme ve kalkınma meselelerinin anlaşılmasında ilgililere yardımlar sunmaktadır. Çünkü iktisadî olaylar boşlukta değil, bir sosyal ortamda meydana gelirler. Prof. Dr. Mehmet Eröz’ün bu eseri, iktisadî kavramlar ile olayların temelde sosyoloji, tarih, antropoloji ve halk bilimi bağlamındaki arka planının Türkiye şartlarında anlaşılmasına imkân sağlamakta ve ışık tutmaktadır. Bu itibarla İktisat Sosyolojisine Başlangıç, sahasında orijinal bir çalışma olup, Türkiye’de bir ilktir.
35
Sultan II. Mahmud
Sultan II. Mahmud
Yılmaz Öztuna
Tarih
Sultan İkinci Mahmud; Orta Afrika ile Orta Avrupa arasında uzanan, hemen bütün eyaletleri tehlike altında bulunan, Türkiye tarihinin en büyük isyanı olan Mehmed Ali Paşa isyanının içinde, ordusunu kendisi lağv ve ilga etmiş, donanması İngiltere-Fransa-Rusya tarafından yakılmış, dağılmak üzere olduğu sanılan Osmanlı İmparatorluğu’na yeni bir hayat verdi. Türkiye’yi, Türkistan ve Kafkasya hâline düşmekten kurtardı. Osmanlı İmparatorlu’nda Batılılaşma hareketlerine büyük bir ivme kazandırdı ve Tanzimat’ı hazırladı. Yılmaz Öztuna, bu çalışmasında, aynı zamanda seçkin bir san’atkâr olan Sultân İkinci Mahmud Han’ın kısa biyografisini ve 31 yıllık saltanat döneminin ana çizgilerini herkesin rahatlıkla okuyabileceği bir üslûpta sunuyor.
12
Muzungu
Muzungu
Harun Çelik
Gezi Yazıları
Harun Çelik; “Muzungu Kısa Donlu Beyaz Adam” başlıklı bu yeni kitabında Afrika izlenimlerini, emperyalizm ve çokuluslu şirketlerin Afrika’da açtıkları yaraları, Afrika halklarının Türkiye hakkındaki görüşlerini, Afrika’nın adına bir kara leke gibi çalınan köleliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî kurum ve kuruluşlarca Afrika’da nasıl temsil edildiğini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Samimi ve akıcı bir üslûpta kaleme alınmış bu yazılar sizi kimi zaman tebessüm ettirecek, kimi zaman hüzünlendirecek ve kimi zaman da kendi kendinize cevabı zor sorular sormanıza yol açacak.
16
Bu Çağın Adı
Bu Çağın Adı
Tarık Buğra
Deneme
“Bu Çağın Adı”, aydınlarımızı, idârecilerimizi ve bütün akıl sâhiplerini düşünmeye sevkeden konuları içine almaktadır. Politik şarlatanlıklara karşı gerçekleri ve bağımsız kafayı savunan; kısacası şahsiyetli insanlara yakışan bir tavır ve üslûpla millet ve memleket meselelerine bakmayı gündeme getiren bu makalelerin, okuyanlara çok şey ifâde edeceği inancındayız.
25
Hüseyin Nihâl Atsız
Hüseyin Nihâl Atsız
Osman Fikri Sertkaya
Biyografi
Hüseyin Nihâl Atsız İstanbul’da 1905’te doğdu, 1975’te de öldü. Ömer Seyfettin, Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, Rıza Nur gibi öncülerin yolunda gitti ve ömrünün 50 yılını Türklük ve Türkçülük düşüncesinin gelişmesi için harcadı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezuniyetinden sonra Ord. Prof. Dr. Mehmed Fuad Köprülü’nün asistanı oldu, ancak 1932’de üniversitedeki görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

Eserin ilk bölümünde ölümünden bu güne kadar Atsız hakkında yapılan faaliyetler anlatılmış, hakkında yazılan 22 kitabın künyeleri verilerek Atsız hakkında yapılacak çalışmalara yol açılmıştır. Atsız’ın hayat hikâyesi anlatılırken siyasî görüşlerinden daha fazla ilim adamı, yazar, şâir ve fikir adamı Atsız üzerinde durulmuştur.

Roman, hikâye ve şiir yazarı Atsız altı roman yazmıştır. Özellikle Bozkurtlar adlı romanı Göktürk tarihinin romanlaştırılmış şeklidir. Eserde Atsız’ın romanlarının ve şiirlerinin tahlilleri yapılmış, romanlarından, hikâyelerinden ve şiirlerinden örnekler verilmiştir.

İlim adamı Atsız yayımlanmamış eserlerinin dışında 30 ciltten faza ilmî yayını olan bir kişidir. Eserde bu yayınların listesi ile Türk / İnönü Ansiklopedisi’ne yazdığı 40 maddeden 10’u verilmiştir.

Fikir Adamı Atsız bölümünde onun Atsız Mecmua, Orhun, Ötüken dergileri başta olmak üzere çeşitli dergilere yazdığı makalelerin tam bir listesi ile bu yazılarından örnekler verilmiştir. Atsız fikir yazılarında ne dedi ise, dedikleri son 40 yıl içerisinde gerçekleşmiştir. Adeta bir falcı gibi geleceği okuyan bir fikir adamıdır.

Eseri okuyanlar Türkçülük görüşünün önderi fikir adamı Atsız yanında, şâir, hikâye ve roman yazarı Atsız’ı ve ilim adamı Atsız’ı tanıyacaklar, çalışmalarını takdirle karşılayacaklar ve onu rahmetle anacaklardır.
15,5
Sürgünde Bir Hakan
Sürgünde Bir Hakan
Aydın Çakmak
Tarih
Osmanlı tarihinin en dikkate değer padişahlarından biri olan II. Abdülhamid, tahttan indirilmesinin ardından başkent dışında bir yere sürgün edilen ilk ve tek Osmanlı padişahıdır. Elinizdeki bu çalışma, onun Selanik’te Alâtini Köşkü ve daha sonra İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda geçirdiği hükümdarlık sonrası yıllarını ele alıyor.

II. Abdülhamid, 1909-1918 yılları arasındaki yaklaşık dokuz yıllık süre zarfında sürgün ve gözaltında bir hayat geçirmesine rağmen meydana gelen siyasî ve askerî hadiseler ister istemez onun hayatını da etkilemiştir. I. Dünya Savaşı’nın son yılında ve Osmanlı Devleti’nin kesin yenilgisinden birkaç ay önce hayata gözlerini yuman II. Abdülhamid’in sürgün günleri, tarihin en muhataralı dönemlerinden birinin perde arkasında yaşanan olaylarına ışık tutması bakımından büyük bir öneme sahip.
19
Şimdi Mola Zamanı
Şimdi Mola Zamanı
Belkıs Altuniş Gürsoy
Deneme
Levh-i mahfuz, zamandan ruhsat aldıkça katlarını bir bir açmakta.  Her can yitik malının peşine düşmüş bir masal kuşu misali düşe kalka menziller aşmakta. İç âlemin feveranları ile dış dünyanın tuğyanları nadiren uzlaşmakta; çoğu zaman da çatışmakta. Beşer, kara toprak ile gök kubbenin, fani beden ile baki ruhun arafında sık sık un ufak olmakta. Âdemoğlu  bir taraftan  kaderiyle örülürken bir taraftan da kaderini örerek ömür defterini doldurmakta. Gün, ezeli vaadini yerine getirerek heybeler dolusu bahtı dünya sofrasına yağdırmakta. Her insan payına düşene, kısmetine erişene sessizce sahip çıkmakta.  Kimine eza, kimine cefa, kimine sefa tayınları dağılmakta. Kimi rahmet sağanakları altında susuzluktan kavrulurken, kimi ise kor ateşten karlar üstünde ısınmakta. Ümit, taze bir yürek gibi âlemlerin üzerinde her daim çırpınmakta. Ey can sus, dilin dizginlerini bağla artık. Sus ve bekle, bak ve seyret, duy ve işit. Çalılar ormana, çöller ummana, zulmetler nura dönmekte, ses etmeden çağla artık.
23
Cihan Fatihi CENGİZHAN
Cihan Fatihi CENGİZHAN
René Grousset
Tercüme: İzzet Tanju
Tarihi Roman
Dünya tarihinde pek az insan kendi milletinin dışında bütün dünya milletlerinin tarihini geri dönülmez biçimde etkilemiştir: Büyük İskender, Attila ve tabiî ki Cengiz Han. İngiliz tarihçi MackInder’ın deyişiyle Tarihin Coğrafî Kalbi’nden bir fırtına bulutu gibi sökün edip, bütün Avro-Asya kara kütlesini toza dumana bulayan insan: Cengiz Han. Asya’nın en doğusundan Avrupa’nın ortalarına kadar geçtiği her yere mührünü vuran; dağınık kabileler topluluğundan dünya fethine girişecek bir millet yaratan insan: Cengiz Han. Dostuna asla ihanet etmeyen ve düşmanını asla cezasız bırakmayan; yasalarıyla sadece komuta ettiği ordulara değil, bütün bir tarihe nizam veren insan: Cengiz Han. René Grousset’nin bu enfes çalışmasını İzzet Tanju’nun nesif Türkçesiyle sunuyoruz. Tarihte bir eşi daha olmayan bu cihan fatihinin yalnızca askerî başarılarını değil, coşkusunu, sevincini, öfkesini ve aşkını da bu kitapta bulacaksınız.
16
Plevne
Plevne
Mehmed Niyazi
Tarihi Roman
Tunada akan su değil, kaderimizdi; ya cihangir olacak, ya da sıradanlaşacaktık. Orası artık bizim için ne bir belde, ne şehir, ne de kaledir; vatan sevgisinin, onurun, yiğitliğin abideleştiği mekândır. Hiçbir yaralı esir, galibine öyle yelesi kabarık aslan heybetiyle görünmedi; tarihte yenen, yendiğinin gölgesinde bir başka yerde kaybolmadı.
23
Kırım'ın İdarî ve Sosyo-Ekonomik Tarihi (1600 - 1774)
Kırım'ın İdarî ve Sosyo-Ekonomik Tarihi (1600 - 1774)
Ömer Bıyık
Akademik Çalışmalar
Kırım, tarih boyunca çeşitli milletlerin en önemli uğrak yerlerinden biri olmuştur. Öyle ki Kırım; İskitlerden Romalılara, Hazarlardan Selçuklulara ve Osmanlılardan Ruslara kadar bölgedeki hemen her devlet için sahip olunması gereken kıymetli bir hazine olma hüviyetini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Haddizatında 20. ve 21. Yüzyıllarda yaşanan siyasî, askerî ve ticarî gelişmeler Kırım’ın öneminden bir şey kaybetmediğini, bilakis kıymetinin katlanarak arttığını ispatlar mahiyettedir. Ömer Bıyık’ın hazırlamış olduğu Kırım’ın İdarî ve Sosyo-Ekonomik Tarihi başlıklı çalışması, Kırım’ın Osmanlı İmparatorluğu döneminde nasıl bir gelişme kaydettiğini birinci el kaynaklara dayanarak açıklıyor. Kırım Hanlarının seçiminden şehirlerin idaresine, sosyal hayatın veçhelerinden ticarî faaliyetlere kadar Kırım’da cereyan eden hadiseler ayrıntılı bir şekilde gözler önüne seriliyor.
30
Genç Werther'in Istırapları
Genç Werther'in Istırapları
Johann Wolfgang von Goethe
Tercüme: Senail Özkan
Roman
Dünya edebiyatına aşina olan tek bir kimse yok ki Werther adını duymamış olsun. Bu mustarip, heyecanlı ve kabına sığmayan âşık iki yüzyıldan fazla bir süredir hayatımızın tam ortasında kendisine bir yer edinmiş durumda. Öyle ki, artık Werther’den haberi olmayan birinin gerçekten âşık olduğuna inanmak çok zor. Goethe, Genç Werther’in Istırapları’nı yayınladıktan elli yıl sonra, bu eserin nasıl doğduğuna dair bir soruya şu cevabı verir: “Yaşadım, sevdim ve çok acı çektim! Hepsi bu.” Goethe’ye bunu söyleten neydi? Hangi acılardı, hangi gönül maceralarıydı “çok acı çektim” dedirten? Genç Werther’in Istırapları’nı kaleme aldığı gençlik yıllarındaki halet-i ruhiyesi nasıldı? Werther hangi acıların, hangi ıstırapların meyvesidir? Werther’in ıstıraplarını anlayabilmek için genç Goethe’nin hayatını, ıstıraplarını, ihtiraslarını ve kadınlarla münasebetini bilmek gerekir. Ötüken Neşriyat olarak Dünya Klasikleri serisinde sunduğumuz Genç Werther’in Istıraplarını Türkçeye tercüme eden Senail Özkan, aynı zamanda bu soruların tamamına cevap bulabileceğiniz bir de Sonsöz kaleme aldı. Senail Özkan’ın nefis Türkçesi ve neredeyse kitap hacmine ulaşan kapsamlı Sonsöz’üyle sunduğumuz bu enfes tercüme, Türkçede yayınlanan Dünya Klasikleri serilerine yeni bir soluk kazandıracak.
20
Türk Milletine Borcumuz Var
Türk Milletine Borcumuz Var
İdris Yamantürk
Biyografi
Üzerinde yaşadığımız bu topraklar, Malazgirt’te Anadolu’nun tapusunu alanlar ile İstiklâl Savaşında yurdumuza sahip çıkanların bize emanetidir. Bunu başaranlar, yaptıkları işe inanan, insanüstü bir gayretin, azmin ve sabrın sahibi idiler. Allah onlardan razı olsun. Bize teslim edilen vatanımızı daha mamur hale getirmek, milletimizi refaha kavuşturmak ve çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmak için durmadan çalışmak bir vatandaşlık görevidir. Türk milletine olan borcumuz budur.
50
Politika Dışı
Politika Dışı
Tarık Buğra
Deneme
Tarık Buğra’nın muhtelif yerlerde ve zamanlarda kaleme aldığı yazılarından ve kendisiyle yapılmış mülakatlardan derlenen bu kitabında yazarın hayat telakkisine ve edebî anlayışına dair ilginç ayrıntılar bulacaksınız. Her ne kadar kitabın adı “Politika Dışı” olsa da, kültür mevzularının olanca sıcaklığıyla siyasette yer bulduğu Türkiye’de aslında kelime tercihlerinin bile ne kadar siyasî olabildiğini, Tarık Buğra artık o klasikleşmiş üslûbuyla sarih bir şekilde gösteriyor. Dile, eğitime, kitaplara, sanata ve hayata dair samimi ve bir o kadar da ciddi değerlendirmeler bulacağınız “Politika Dışı”, üzerinde pek fazla durulmayan konuların aslında hayatın ne kadar merkezinde yer aldığını hatırlatması bakımından dikkatle okunmayı hak ediyor.
20
Yalnızlık Muhatab İster
Yalnızlık Muhatab İster
Cengiz Aydoğdu
Deneme
“Yalnız”ın muhatabı Allah’tır. Bu gerçeği farkettiğiniz anda hayat maceranızın yöneldiği mecra,  her hâlûkârda sizi sürüden ayırıp şahsiliğin alanında bir “fert” kılacaktır. Artık orada kendinize ait bir “şahsiyet” inşa edip edememek size kalmıştır. Bu kitaptaki yazılar, bir bakıma bu “inşa” arayışının ifadesidir. Kaldı ki ömür dediğimiz şey, bir “şahsiyet inşası” için bize verilmiş kısa bir mühletten başka nedir ki?
16
Aşk Yolu
Aşk Yolu
Namık Kemal Zeybek
Din - Tasavvuf
Namık Kemal Zeybek Aşk Yolu’nda “Pîr-i Türkistan” Hoca Ahmet Yesevî’nin hikmetlerinin nasıl tükenmez bir hazine olduğunu gösteriyor. Türkistan Pîri’nin; Türk kimliğinin teşekkülünde ve İslamiyet’in engin bir coğrafyada yayılışında sahip olduğu önemden ne kadar bahsedilse azdır. Namık Kemal Zeybek bulunduğu her ortamda, alpler önünde meşale, erenler gönlünde âşk, âlimler dilinde hakikat ve bütün bir milletin ruhunda maya olan Hoca Ahmet Yesevî’yi anlatmaktan bir an olsun durolmamıştır. Türkler nezdinde yalnızca İslamiyet’in değil aynı zamanda Türkçenin de bayraktarı olan “Pîr-i Türkistan” Hoca Ahmet Yesevî’den öğreneceğimiz daha çok hikmet var.
27,5
Oruç Barbaros Sultan
Oruç Barbaros Sultan
Dursun Saral
Tarihi Roman
Denizciliğe heves ettiler, tayfa oldular. Azmettiler, çalıştılar, teknenin sahibi oldular. Oruçla Hızır’la birleşip, deryalara açılıp, yeni yerler ve insanlar tanımak istediler. Reislik hevesine kapılıp reisliklerinden oldular. Köyleri, evleri, kaleleri yağmalandı, sevdikleri şehit edildi, sabrettiler. Yine denize açılıp kendi işlerinde olmayı dilediler ama hapsedildiler. Rablerine yalvarıp kendi kurtuluşları ve cümle İslâm’ın ferahı için yakardılar, kurtuluşa nail oldular. Zaman geldi, sultanlara bey oldular, kâfirlere karşı Müslümanların yardımına koştular. Yaralandılar, uzuvlarını kaybettiler ancak asla yılmadılar, İslâm için cihattan geri durmadılar. Gün geldi ihanete uğradılar ama her durumda tevekkül ettiler. Çalıştılar, cihat ettiler, ihsanda bulundular ve kendi mülklerini edinip, üzerinde sultan oldular. Zevkusefaya düşüp Allah yolunda cenk etmekten yüz çevirmediler. Türk adını Mağrip diyarından tüm cihana duyurdular. Belki peşlerinde kabir bırakamadılar ama övünülecek şanlı bir tarihi miras bıraktılar. Bu kitap, Oruç ve Hızır Reislerin 1478–1518 yılları arasındaki yaşantılarının, tecrübelere ve belgelere dayanılarak “Tarihi Empati/Roman” türünde anlatılıp yazılmasıdır.
35
İslam Öncesi Uygurlarda Toprak Hukuku
İslam Öncesi Uygurlarda Toprak Hukuku
A. Melek Özyetgin
Akademik Çalışmalar
‘İslam Öncesi Uygurlarda Toprak Hukuku’ gibi kapsamlı bir başlık altında dikkatlerinize sunduğumuz bu kitap, esasta eski Uygurlardaki toprak hukukunu, o dönemden kalma toprakla ilgili çeşitli tasarrufları içeren sözleşme metinleri temelinde incelemeyi amaçlamaktadır. Bugün İslamiyetten önceki eski Türk hukuk düzeniyle ilgili en önemli kaynakların başında Uygurlara ait sivil belgeler gelmektedir. Bu kitabın inceleme alanına giren toprakla ilgili sözleşmeler de Uygur sivil belge külliyatı içinde yer alır. Orta dönem yerleşik Türk kültürünün en güçlü temsilcisi olarak gelişmiş bir hukuk düzenine sahip Turfan Uygur toplumuna ait sivil belgeler, gerek şahıslar arasındaki gerekse şahıslarla devlet arasındaki çeşitli iş ve işlemlerle ilgili hukuki süreçleri bize tanıklar. Bir başka deyişle Turfan Uygurlarına ait hukuk belgeleri, Orta Asya’da önceki dönemlerde yaşayan Türklerin sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamlarıyla ilgili bilgi edinebildiğimiz birincil kaynaklar durumundadır. Uygur sivil belgelerinin büyük bir kısmının 13.-14 yüzyıllar arasındaki Yüan döneminde yazıldığı bilinmektedir. Prof.Dr. A. Melek Özyetgin, kitabında Uygurlara ait toprak işlemleriyle ilgili sözleşmeleri, bugünkü hukuk literatürüyle uygunlaşan başlıklar altında stilistik ve filolojik açıdan incelemiş, belgelerin hukuki içeriklerini özellikle hukuk tarihi araştırmaları için özel bir malzeme olarak sunmuştur. Bir dil tarihçisi gözüyle yorumlanmış ve günümüz Türkçesine kazandırılmış olan bu sözleşme belgelerinin, bugünün hukuk anlayışını anlamamıza, hukuk kültürümüzü geliştirmemize büyük katkısı olacağı kanaatindeyiz.
27
Gözlüklerin Üzerinden
Gözlüklerin Üzerinden
Faik Bilgi
Hatırat
Yusuf Kenan’ın eski işyeri; bilhassa ikindi vakitlerinde çayın poşetsiz demlendiği, sohbetlerin çeşitli konuları kapsadığı unutulmaz anlara mekânlık etti. Buraya kimler uğramazdı ki? Meşhur “Sarı Kurdelem Sarı” türküsünün bestekârı Malatyalı Fahri Kayahan, Yusuf Kenan’ın daimî müşterisiydi. Sessizce bir kenarda oturur, büyük bir ciddiyetle sohbetleri dinlerdi. Giyimindeki titizlik ve zevklilik aşikâr olan Sait Paşa da buranın müdavimlerindendi. İstanbul’un meşhur eczacılarından, giyim kuşamına titizliğiyle bilinen Pamuk Eczanesi sahibi Kemal Pamukçu da terzihanedeki sohbetlere katılanlardandı. Zaman zaman Beyoğlu’nda rastlanan bir İngiliz centilmeni görüntüsündeki Galatasaraylı eski atlet Rauf Bey, bir devrin meşhur spiker ve spor adamı, giyimine titizlenen ve dikişte neler beklediğini sırayla nota döken Eşref Şefik de sohbet müdavimiydi. Tabii sohbetlerin ve Yusuf Kenan’ın terzihanesine gelenlerin en saygını, mütevazı fakat bir o kadar da vakuru Yesari Asım Arsoy’du. Arsoy’un yanında çoğu zaman vefakâr ve hayatını ARsoy’a vakfetmiş talebesi Dr. Bülent Gündem olurdu. … Yesari Asım Arsoy’un ismindeki “Yesari” takısı Neyzen’in oldukça ilgisini çekmişti. Üstad’ın meşhur talik hattatı Mehmed Esad Yesarî ile, oğlu Yesarizade İzzet ile bir yakınlığının bulunup bulunmadığını öğrenmek istemişti. O yüzden Üstad’a “Yesarizadelerden misiniz?” diye sormuştu. Üstad da, “Asımâ biz zade değiliz zatız/Duvaklı doğmuşuz biz hüdâdâdız” deyişiyle Neyzen Tevfik’in sorusunu cevaplamıştı. Üstad’ın bu cevabı Neyzen Tevfik’in çok hoşuna gitmişti.
16
Karamazov Kardeşler
Karamazov Kardeşler
Fyodor Dostoyevski
Tercüme: Ender Gürol
Roman
Dünya Klasikleri dendiğinde akla ilk gelen kitaplardan biri hiç şüphesiz Karamazov Kardeşler’dir. Dostoyevski’nin başyapıtı olarak kabul edilen bu eserin yalnızca edebiyatta değil, başta psikoloji olmak üzere çeşitli disiplinlerde büyük etkileri olmuştur. Dostoyevski’nin insana, aileye, Tanrı’ya, devlete ve topluma dair görüşlerinin en berrak ve bir o kadar da girift örneklerini Karamazov Kardeşler’de bulmak mümkün. Dostoyevski sadece insanlar (kahramanlar) arasındaki ilişkileri değil, bu ilişkilerin temelinde yatan saikleri de ayrıntılı bir tahlile tâbi tutar. Bir aile dramının sahnelenmesiyle başlayan eser, her bir aile ferdinin ve dolayısıyla toplumun her bir üyesinin aslında ne kadar trajik bir hayatı olduğunu gösterir. Karamazov Kardeşler sadece romana getirdiği yeni teknik imkânlar açısından değil, insanlar arası gündelik ilişkilerin bütün bir sosyal yapıyı nasıl derinden ve geri dönülemez bir biçimde etkilediğini göstermesi bakımından da klasikler arasındaki yerini muhafaza ediyor.
50
Tarihçi Gözüyle
Tarihçi Gözüyle
Yılmaz Öztuna
Tarih
“Türk milletinin sömürgeci devletlere karşı verdiği İstiklal Savaşı, diğer milletlere de örnek oldu.”

* * *

“17. yüzyılın asker, yazar ve coğrafyacılarından Orgeneral Kont Luigi Ferdinando Marsigli ilginç anekdotlar veriyor: ‘Avrupalı malını bir Osmanlı limanına getirir. Boşaltır ve parasını alır. Ülke içerilerine taşıyıp satamaz. Osmanlı, bu malları mahirane bir şekilde bütün imparatorluğa dağıtır. Bazı mamullerde Türk işçiliği ile rekabet dahi mümkün değildir.”

* * *

“Padişah adına yayınlanan yasalarda devletin yüce menfaati temel ve esastır. Bununla beraber din, hususiyle İslâm, kutsaldır. Kutsala çarpmadan hukuku düzenlemek hassasiyeti mevcuttur.”

* * *

“Osmanlı devletinde Hristiyan ve Müslümanlar vardı. Musevî, hattâ Budistler, Natüralistler mevcuttu. Yemen’de, Irak’ta, Şîî Müslümanlarımız vardı. Öyle olduğu halde günümüzün sıkıntılarının bir kısmı hiç yoktu.”
18
Kanûnî Sultan Süleyman
Kanûnî Sultan Süleyman
Yılmaz Öztuna
Tarih
Batılıların ısrarla “Muhteşem Süleyman” dediği , “Cihan Hâkanı” bir devlet başkanının, bir imparatorluğu en az kusurla yönetişinin, devlet adamlığında en parlak örnek oluşunun temel sırları nelerdi? Yılmaz Öztuna bu eserinde, Pax Ottomana’yı kuran ve dünyaya Osmanlı düzenini kabul ettiren Sultan Süleyman Hân’ın siyasi ve askerî hayatını, benzerleriyle bile mukayese kabul etmez görülen hükümranlığını, onu “Kanûnî” yapan vasfını, başarılarına yön veren dehâsını anlatıyor. Kanûnî Sultan Süleyman, bu işi tek başına yapmadı. Bütün Türk tarihinde tesadüf edilen en mükemmel ekibi (Fr. équipe formidable) oluşturarak yaptı. Ondaki bu ekip oluşturma dehâsına, başka hiçbir devlet başkanında tesadüf edilmemektedir. Sultan Süleyman, her sahada, askerlikte, denizcilikte, edebiyatta, şiirde, san’atta, yöneticilikte, ilimde en yetenekli kişileri temyiz ve teşhis eder, yükseltir, himaye ve teşvik eder, sahalarında hizmet etmeleri için elinden geleni yapar, onları en çok işe yarayacakları alanlarda kullanırdı. Barbaros Hayreddin Paşa, mimar Koca Sinan, Bakî gibi erişilmez dehâları ortaya çıkaran odur.
15
Balkan Şahini
Balkan Şahini
Hasan Erdem
Tarihi Roman
“Cenk meydanlarında kılıç elde vuruşurken ölmeyi onur sayan, koç yiğitlerim! Bizleri Balkandan atabileceklerini zanneden Haçlılara buranın cehennem kapısının eşiği olduğunu gösterelim!” Kuyruğu örgülü yağız atının başını çeviren Turahan Bey’in erkek sesinden etkilenen akıncılar, alev saçan bakışlarını yalın kılıç saldırıya geçen Haçlı askerlerine çevirdiler. Evrenuzoğlu İsa Bey’in akıncıları kar yağışından etkilenmesin diye yağlı bezlere sardıkları yaylarını ve sadaklarını açtılar. Rüzgârda savrulan kır sakallarını sert parmaklarıyla sıvazlayan İsa Bey, uzun mızraklı Haçlı süvarileri ok menziline girince “Atlarını hedef alın!” diye haykırdı. Türk okçuları dörtnala üstlerine gelen güçlü savaş atlarını hedef alarak yaylarını gerdiler... Devrilen ve yollarını tıkayan atlar da Haçlı süvarilerini durdurmaya yetmedi. Yaralı atları ezip geçen Haçlı süvarileri, saldırıyı bulundukları yerde hiç kımıldamadan bekleyen Türklerin ön saflarına ulaşınca, sanki kıyamet koptu….

***
Sultan Murad Han Gâzi, “İncil üzerine yemin ettikleri halde yeminlerini bozan, gururları büyük kendileri küçük adamlar günü geldiğinde öfkeli kılıçlarımızın gazabından kurtulamayacaklar.” demiş ve 10 Kasım 1444’de Varna’da, çiğnenen antlaşmanın metnini mızrağa takarak, Haçlılara yeminlerini bozmanın hesabını sormuştu.
23
Gök Aradık Tuğlara
Gök Aradık Tuğlara
Mehmet Ali Kalkan
Şiir
Gök aradık tuğlara, /Türk'ü yazdık çağlara,
Aşk atını dağlara, /Yıldırım'ca sürdük ya!

Üç ettik ayımızı, /Çok ettik sayımızı,
Asya'dan yayımızı, /Bismillah’la gerdik ya!

Güneş ardınca gittik, /Türk adını dirilttik,
Gün oldu dağ erittik, /Demire can verdik ya!

***

Kuşca vurur yüreğim sana gelen adımda,
Posta güvercinleri dinlenir kanadımda.
Yaz yağmuru sonrası toprağı kokladım da,
Gökkuşağı devşirdim saçına takmak için.

***

Üstad Yavuz Bülent Bâkiler diyor ki: “Bu güne kadar, bir takım şiirleri -farklı zamanlarda- kırk defa okuduğum çok olmuştur. Ama bir şiir kitabının bütün şiirlerini, (hem de eksilmeyen, aksine çoğalan bir zevkle) arka arkaya üç defa okuduğumu bilmelisiniz. Mehmet Ali Kalkan’ın Gök Aradık Tuğlara isimli yeni şiir kitabından bahsediyorum.”
9,5
Kadıköy'ün Kitabı
Kadıköy'ün Kitabı
Tamer Kütükçü
Şehir Kitapları
“Kaybolan Selamiçeşme’de unutulmaz simalar vardı ki, bunlardan biri Şişman Yanko idi. Asıl adı Yanko Ananyadis’ti. Tuhafiye işi ile uğraşırdı. Her türlü yünlü, peştamal, Amerikan bezi, ama ille de Selanik işi yünlü fanilalar satardı. Evinin bahçesinde o da üzümler yetiştirir, Rumların pek çoğu gibi, bunları satmaz, şarap yapardı. 1930’da Yanko Yunanistan’ın yolunu tuttu. Köşkün yeni yaşamı, Tevfik Sabuncu Bey ailesine açılıyordu. Ne var ki, bu ailenin yaşantısı Yanko’nunki kadar keyifle örülü olamadı. Tevfik Bey’in oğlu Orhan gırtlak tüberkülozundan dayanılmaz acılar çekiyordu ve hemen hemen hiçbir şeyi yiyemiyordu. Evin tüm neşesi sönüktü. Hatta rivayet olunur ki, bir bayram günü bahçenin cadde tarafındaki avlusuna her vakitki mahzunluğuyla oturmuş ve “ah!” demişti, “kurbanda kavurmalar mis gibi kokar, hiç olmazsa bir iki lokma yiyebilseydim…” Orhan, aynı yıl köşkün bahçesine de, bu dünyaya da veda edecekti…”
“Kızıltoprak’a giderken, Kadıköy İstanbul Anadolu Lisesi’nin bulunduğu yere yakın, semtin bu cümbüşlü, dünyevi havasıyla iç içe, bir dergâh yer alırdı: Mecidiye Dergâhı. Avlusu kırmızı tuğladan bir yapıydı. Bahçe kapısının iki tarafında birer çeşme vardı. Bahçede ulu ağaçlar olmayıp, erik, armut, ayva ağaçları gelişigüzel dağılmışlardı. Bahçenin ilerisinde küçük bir de mezarlık mevcuttu. 1925’te tekkeler kanununca kapatıldıktan sonra, Mecidiye Dergâhı iyice bakımsız bir hal aldı. Önce mezarlık sökülüp yerine bir apartman dikildi. Bu apartmanın üçüncü katında oturan Mecidiye Dergâhı’nın son şeyhi Yusuf Fahri Baba (12.01.1891 – 12.12.1967), 1965 yılı itibariyle damı çökmüş haldeki dergâhı seyreder ve “O da bizim gibi çöküyor” derdi. Bugün dergâhtan geriye hiçbir şey kalmadı…”
32
Kazak Edebiyatında Hikâye
Kazak Edebiyatında Hikâye
Aşur Özdemir
Hikâye
Elinizdeki eserin amacı Kazak hikâyeciliğinin gelişme süreci hakkında bilgi vermek, bu türde yazan yazarlarla bunların eserlerinden aktarılmış örnekleri sunmak suretiyle okuyuculara bu kardeş edebiyat dünyasını tanıtmaktır. Bunlar yüzlerce yazarın binlerce hikâyesi içinden seçilen eserlerdir, Kazak Hikâyeciliği hakkında umumî bir bilgi vermeyi ve kanaat oluşturmayı hedeflemektedir.
Yazarlar doğum tarihlerine göre sıralanmış olup aktarmada metinlerin asıllarına sadık kalmak için azami gayret gösterilmiştir. Her hikâyenin başında yazarların özgeçmişi verilmiş ve hikâyelerinden bir örnek sunulmadan önce, hikâyecinin sanat ve edebiyat anlayışına da temas edilmeye çalışılmıştır.
Türk okuyucusu, Türk dünyasındaki kardeş edebiyatları yakından tanımalıdır; bu konunun her Türk yazarının, edebiyatçısının yakın ilgi alanı içerisinde olması gerektiğine inanıyor ve bu inançla Kazak Edebiyatında Hikâye adlı bu kıymetli çalışmayı okuyucularımıza sunuyoruz.
45
Kuvayı Milliye'nin Hazinesi
Kuvayı Milliye'nin Hazinesi
Metin Savaş
Roman
Batı Anadolu'da gizemli bir şehir: Balıkesir şehrin altındaki esrarengiz tüneller... Türk Kurtuluş Savaşını başlatan kuvayı milliyecilerin yitik hazinesi... Böyle bir hazine gerçekten var mıdır yoksa halk muhayyilesininin kurguladığı alelâde bir şehir efsanesinden mi ibarettir bu hazine? Bir zamanlar Balıkesir'de faaliyet göstermiş olan gizli bir teşkilât... İstiklâl Harbi'nin binlerce yıl öncesine dayanan kolektif şuuraltı kodları... Zağanos Paşa Camisi'nin ön cephesindeki sembolik mermer saatin çözülemeyen şifresi... Bu saat niçin daima iki buçuğu göstermektedir? Öğle vaktinin iki buçuğu mu yoksa gece yarısının iki buçuğu mu?

Kuvayı Milliye'nin hazinesi adlı bu sıra dışı romanda yetişkinlerin tüketim kültürü aymazlığından tutun da protest gençliğin hercaî atılganlığına varıncaya dek iç içe geçmiş hikâyeler okuyacaksınız.
27,5
Öğrenilmiş Çaresizlik
Öğrenilmiş Çaresizlik
Funda Özsoy Erdoğan
Hikâye
“Her şey dönüp dolaşıp çocukluğumuza dayanıyor aslında. Mutlu ve kendimizi güvende hissettiğimiz bir çocukluk geçirebildiysek, olaylara bakışımız da, hatta karşı karşıya geldiğimiz olaylara müdahalemiz dahi başka türlü olacaktır.”

Funda Özsoy Erdoğan, Ötüken Yayınlarından çıkan üçüncü kitabı “ Öğrenilmiş Çaresizlik” te, hikâye formunun sınırlarını genişletmiş; daldırma tekniğini ve bilinç akışını iç içe geçirerek, zaman sıçramaları yaparak, her gün karşılaştığımız, aynı otobüslerde yolculuk yaptığımız, sıradan bildiğimiz insanların zihinlerine sızmıştır. Kalemin merhameti, kâğıdın safiyetiyle buluştuğunda, aslında hiçbir insanın sıradan olamayacağını kanıtlamaya çalışmıştır yazar. Zira o insanları Ortaçeşme- Kadıköy hattında seyreden 15F otobüsünde birleştiren çocukluk, eteklerinde travmalar biriktirir yazık ki! İşte o travmalar, insanlara çaresizliği öğretirken yazara da “öğrenilmiş çaresizlik”i anlatan hikâyeler yazdırır.
12
Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi
Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi
Mehmet Genç
İktisat
Çağımızın en büyük tarihçilerinden birinin çeyrek yüzyıl boyunca yaptığı araştırmaların muhassalası... "Osmanlı yükselme ve gerilemesinin ekonomik sebepleri ne idi? Cevaplar bu kitapta...  (Taha AKYOL)

"Sual sahibi bir kitap... Multidisipliner bakış açısının hâkimiyeti kendisini hemen hissettiriyor ve esere çok başka bir kıymet boyutu ilave ediyor.  (Ahmet Turan ALKAN)

"Son iki yüz yıllık sosyal ve ekonomik dönüşümü, herhangi bir Batı merkezli tarih telakkisine ve bundan üretilen soyut modellere başvurmadan kendi geliştirdiği kavramlarla açıklayan bir eser.  (Dr. Erol ÖZVAR )

"Çok tartışılması gereken yanlara sahip bir yapıt...  (Dr. Hasan Bülent KAHRAMAN)

"Genç Mehmet bir gün umumi kanaate taban tabana zıt bir yaklaşımla sersemletiyor insanı.  (Mustafa ARMAĞAN)

"Okuyun... Ve kitleleri değil, yaptığı işin asaletini düşünen büyük bir ustanın tarihe nasıl kayıt düştüğünü gözlerinizle görün.  (Dücane CÜNDİOĞLU)

"İlim dünyamızın yüz akı sayılabilecek... Özün özü bir eser.  (Mehmed NİYAZİ)
35
O Zamanlar 1920-1923
O Zamanlar 1920-1923
İsmail Habib Sevük
Tarih
Bu kitapta toplanan yazılara “O Zamanlar” den­mesi, kıymetin yazılarda değil yazılan zamanlarda görülmesindendir. “Millî Mücadele”, “İstiklâl Savaşı” gibi adlar ve­rilen o üç dört yıllık zaman bütün mazide yoktu; çün­kü Türk milleti bütün mazisinde felâketin o kadar son­suzuna düşmemişti ki o kadar sonsuz bir şahlanış fır­satı eline geçmişti diyebilelim.
...
Refahla saadeti karıştırmamalı; birincisi gövdenin, ikincisi ruhun hakkı. Refahın en sonunda oluruz da saadetten nasibimiz olmaz. Saraylar içinde muztarip hükümdarlar ve kulübeler içinde mes’ut yoksullar gö­rünüşü bundan ileri gelse gerek. Taş çatlasa bu gövdeye ne üç yudum fazla içirebilir; ne üç lokma fazla yedirebiliriz. Fakat ruhun ufukları... Şeyh Galib’in:

“Bir şulesi var ki şem’-i cânın
Fânusuna sığmaz asümanın”


demesi yalnız en renkli bir şiir değil, aynı zamanda en yüksek bir hakikattir. O zamanların ulviyeti içinde ruh­lar fanuslarına sığmayan yakut alevli meşalelere dön­müştü. Ne paye, ne ikbal; bu dünyada ruhların bu şehrayininden daha güzel bir şey olamaz.

Bu yazıları, beni o zamanlara erdirmiş ve o zaman­ların içinde yaşatmış olan talihime şükrederek topla­dım. O zaman yazılan bu yazılar, bir bakıma göre, ko­nuşmaktan ziyade haykırır; bu, hiddetimizdendi. Bir bakıma göre de bu yazılar, dudağını kımıldatıp hançere­sinden sesler çıkararak bir şeyler söylüyormuş gibi göründüğü halde bir şey söyleyemeyen dilsizlere benzer; bu, aczimizdendir. Zaten büyük heyecanlar insanı dilsiz edermiş. İstiklâl cengi zamanları ise heyecan değil hum­ma idi.
19
Kızılelma'nın İzinde
Kızılelma'nın İzinde
Necati Gültepe
Tarih
Kızılelma’nın ortaya çıkışı ve onunla ilgili ilk bilgiler çok ama çok eskilere dayanır. İlk defa Altay dağları ile hazar gölü arasında gösterilen, Turan Zemin denen yerde, yani Türk Mitolojisinde Kızılelma’dan söz edildiğini tesbit edilebiliyoruz. Toplum önderleri, bilgeler, düşünürler ondan söz etmeye ya da onu tarif etmeye kalktıklarında, çok farklı şeyler anlatırlar. Bu sebepten Kızılelma konusunda fikir birliğine pek rastlanmaz. Hâlbuki tarihçi Peçevi İbrahim Efendi ve Evliya Çelebi eserlerinde anlattıkları Kızılelma konusunda hemfikirdirler. İşte bunun için çok boyutlu olduğunu düşündüğümüz Kızılelma’yı tek boyuta indirgemeden yani O’nu çerçevelemeye kalkmadan sadece anlamaya çalışarak iz sürdük. Bu kolay olmadı, çünkü onun seyrettiği tarihi yolculuk çok uzun sürmüş yayıldığı coğrafya çok genişlemişti Bu uzun yolculukta her menzilde Kızılelma’dan bir ize rastladık; Cennette Âdem babamızın kovulmasına sebebin bir elma olduğunu söylerler, daha sonra yeryüzünde varlığını sürdürmesinin de sebebi olacaktı. Nuh’un gemisinde, İstanbul’da, Roma’da, Viyana’da ondan izler vardır. Kur’an’ın Bâtıni yorumlarında, Hz. Peygamberin hadislerinde dolaylı olarak ondan söz edildiği bilinmektedir. Ehlibeytin sırrı ile sırlandığını Pir Sultan Abdal söylüyor. Onlarca şiiriyle Kızılelma’yı bize anlatmaya çalışır. Öte taraftan Topkapı sarayında Yavuz Selimin portresini iki elinde iki Kızılelma ile izlerken bütün söylencelerin gerçek olduğunu anlarız. Kızılelma’nın izini sürmek amacıyla çıktığımız bu uzun yolculukta tek bir kural geçerliydi, gerçekçi olmak. Öylede olduk. Hiç romantizme hamasete kaçmadan Kızılelma’yı anlatmaya çalıştık.
26